
İSTEMSİZ ZAMAN DİLİMİNDE İKLİMİ SERT BİR MEMLEKET HAYAL ETTİN
kavgalar sadece ekmek için verilmezdi
(BU BİR DÜŞ İKİ NOKTA ÜST ÜSTE)
havanın eksi otuzu bulduğu, çay bardağının buğulu olduğu yerdi burası
gözün gördüğü renkler beyaz ve çamur
(BURADA ÇAMUR DA BİR RENKTİR)
mertlik vardı, hamaset yoktu
seninse içindeki aşktı “can’a dokunmak”
müfredat sol yanındı, böyle bilirdin, böyle söylerdi dilin
iradeni sırtladın sol yanına bağladın
kulaktan çaldığın bağlamanın telinden ya da üflediğin eski bir kavaldaki nefesten
derbeder çobanın önüne düşürür gibi
şimalden esen bir rüzgâr aldı içindekini düşürdü
notasızdı bu iç dağlama
sen ağıtlara çaput bağladın, yutkunmalar bundandı
bir tek türkülere açık ettin kendini
birbirine karışan sözlere işmar ettin
dengbejden sağ çıkmayan kalbine kulak kesildin
sonra indirdin elini kulağından, ayakların ezberliydi ağır ilerleyen halaya…
(BİR DÜĞÜNE DENK GELDİ)
bütün uzuvların dile geldi
memleketi sürmek istedin bu mündemiç seviyle
toprağın altını ayrı üstünü ayrı sevdin
tarlada pulluk, heybede tohum, biraz azık ve yanık bir ses
oysa dengbej değildin, haya(L)ettin.
Yorumlar (1)
Yorum yazmak için giriş yapmalısın.
