Çengel Fanzin 6 yayında!Fanzin bölümünden okuyabilirsiniz.
KARIŞIK KASET
DENEME

KARIŞIK KASET

@zagalar16 Eylül 20261 dk okuma43

Öyle filmlerde gösterildiği gibi karışık kaset meselesi sanıldığı kadar romantik bir hatıradan ibaret değildir. Bugün dönüp baktığımızda onu aşkla, duyguyla, “ne güzeldi o günler” klişesiyle anıyoruz ama asıl mesele bambaşkaydı. Aslında karışık kaset, bir zaman ve değerler olayıdır. Bugün bir tıkla ulaştığın şey, dün öyle değildi.

İşte tam olarak bu yüzden şarkılar kıymetliydi. Bir şarkının kıymeti, biraz da ona ne kadar zor ulaştığınla ölçülürdü. Çünkü şarkının radyoda çalmasını beklerdin. Beklerken radyocunun susmasını, reklamın girmemesini, tam o sırada başka bir iş çıkmamasını ve şarkının başından sonuna kadar düzgünce çalmasını dilerdin. Şimdiki gibi “kaçırdım, sonra dinlerim” ya da “duraklatırım” diye bir seçenek yoktu.

Çünkü müzik o an sana ait değildi; sen müziğe ayak uydurmak zorundaydın.

Kaset doldurmak da başlı başına bir kararlar zinciriydi. Neredeyse bir AR-GE, bir proje çalışması gibiydi. Neden mi? Kasetin süresi sınırlıydı ve her şarkı, başka bir şarkının yerini işgal ederdi. Öyle “bu şarkıyı beğendim, ekledim; sonra silerim” gibi bir lüks yoktu. Bir şarkıyı koyduğun zaman başka bir şarkıdan vazgeçmek zorundaydın. Bu yüzden şarkılar öyle alelacele değil, incelikle seçilirdi.

Üstelik bu kısa süren bir şey de değildi. Bir kasetin ortaya çıkması zaman alırdı.

Kasetin A yüzü her zaman vitrindi. Popüler kültürün ta kendisiydi. Burayı aşağı yukarı herkes bilirdi, herkes dinlerdi. Fakat B yüzü daha kişisel, daha niş bir taraftı. Kaseti çeviren insan seni biraz daha yakından görürdü.

Belki de kasetin asıl hikayesi burada başlardı. Çünkü A yüzüne herkesin bildiği şarkıları koyabilirdin ama B yüzüne neden o şarkıları koyduğunu herkes bilmezdi. Orası biraz senindi. Bir şarkıyı sevdiğin için değil, sana bir şey hatırlattığı için orada olabilirdi. Belki kimsenin bilmediği bir şarkıyı özellikle aramıştın. Belki birinden duyup peşine düşmüştün. Belki de sadece o günlerde sana iyi geliyordu.

Şimdilerde hiçbir şeyde A yüzü, B yüzü diye bir şey yok. Teknoloji her şeyi kolaylaştırdı ve hızlandırdı ama bu kolaylık bedelsiz kalmadı denilebilir. Çünkü bedel olmayınca değer de oluşmadı ve her şey biraz basitleşti. Bugün herkesin cebinde yüzlerce, hatta binlerce şarkı var ama çok azının bir hikâyesi var.

Çünkü hiçbirine ulaşmak için beklemedik.

Bazılarından vazgeçmedik.

Zamana katlanmadık.

Belki de bu yüzden karışık kaset 80'lerin ve 90'ların bir aynasıydı. Sırf eski olduğu için özlenmiyor. Bizi seçmeye, sabretmeye, vazgeçmeye ve bazen yanlış yapmaya zorladığı için özleniyor. en önemlisi hayatı hikayeleştiriyordu.

Bugün her şey daha hızlı, daha parlak, daha erişilebilir. İstediğimiz şarkıyı istediğimiz anda açabiliyoruz. Beğenmediğimizi saniyesinde geçebiliyoruz. İstediğimiz kadar liste oluşturabiliyor, istediğimiz şarkıyı istediğimiz kadar dinleyebiliyoruz.

Ama belki de tam olarak bu yüzden her şey daha çabuk tüketiliyor ve daha az hatırlanıyor. Eskiden bir şarkıya ulaşmak için bekliyorduk. Şimdi bütün şarkılar bizi bekliyor. Belki de fark tam olarak burada. Ben bugün bir karışık kaset dolduracak olsaydım, herhalde şöyle olurdu:

A yüzü

  1. Sezen Aksu – Tükeneceğiz

  2. Nilüfer – Varsa Söyle

  3. MFÖ – Yalnızlık Ömür Boyu

  4. Selda Bağcan – İnce İnce Bir Kar Yağar Üstüne

  5. Cem Karaca – Unut Beni

  6. Yeni Türkü – Yağmurun Elleri

B yüzü

  1. Sezen Aksu – Son Bakış

  2. Nilüfer – Seni Beklerim Öptüğün Yerde

  3. Nilüfer Örer – Mevsim Bahar

  4. Şebnem Ferah – Saatim Çalmadan

  5. Leman Sam – Her Neyse

  6. Kayahan – Olmalı, Olacak, İstiyorum

Rastgele

Yorumlar (0)

Yorum yazmak için giriş yapmalısın.