Çengel Fanzin 6 yayında!Fanzin bölümünden okuyabilirsiniz.
MİYAZAKİ OLMAK
DENEME

MİYAZAKİ OLMAK

@zagalar19 Eylül 20265 dk okuma42

ben kendi halinde bir çizerim. hayal dünyamda büyümeyi reddeden bir karaktere sahibim diyebilirim. bazı insanlar çocukluğunu büyüdüklerinde kaybederler. bazıları ise çocukluğunu yanlarında taşır. hayao miyazaki bana hep ikinci türden biriymiş gibi gelir.

miyazaki'nin filmlerini izlerken hep aynı şeyi hissederim. dünya, bize gösterdiği şeylerden daha fazla şey gizler sanki: uçan kaleler, konuşan hayvanlar, orman ruhları ya da gökyüzünde süzülen uçaklar... bütün bunların arkasında, bir yandan büyüyen ama büyüdükçe kaybolan şeyleri de unutmayan bir insan vardır. belki de miyazaki olmak tam da budur.

miyazaki'nin zihninde çocukluk, dünyadan kaçılacak bir yer değildir. tam tersine dünyayı filtresiz olarak gördüğümüz bir yerdir. büyüyen çocuk için gökyüzü yalnızca gökyüzü değildir. içinden belki kırmızı bir uçak geçebilir. bir orman yalnızca ağaçlardan oluşmaz; içinde insanın daha önce görmediği bir şey yaşayabilir. mesela bir kedi yalnızca kedi bile değildir.

ama o küçük yanımızı arkada bıraktığımızda ise gökyüzü sadece bize hava durumunu düşündürür. ormana bakıp arsa değerini hesap ederiz. bir otobüs gördüğümüzde sadece kalabalıklığı ve eve ne zaman gideceğimizi düşünürüz. dünya aynı dünyadır fakat gözlerimiz değişmiştir.

miyazaki'nin yaptığı şey belki de bize bakmayı unuttuğumuz örtünün altındaki dünyanın değişmediğini hatırlatmaktır. bir hamam için kömür taşıyan toz tavşancıklarını ve chihiro gibi isimlerimizi kaybetmenin ne kadar kolay, geri kazanmanın ne kadar zor olduğunu... ya da kocaman bir totoro, dünyanın hala canlı olmasının bir kanıtıdır. basitçe bize çocuk olun demez. aslında daha zor bir şey söyler: büyürken körleşmeyin.

bunu yaparken öylece bir taraf seçmez. ona göre ne insan tamamen kötüdür ne de doğa masum bir kartpostaldır. onun dünyasında kötülükler çoğu zaman düzenin bozulmasından çıkar. yani insanların korkuları, açlıkları, hırsları, açgözlülüğü ve yalnızlıklarından... ve düzeni tek bozan canlı bizizdir. onun dünyasında bir felakette bile bir canavarı durdurmak için biraz sevgiye ihtiyaç vardır.

bize savaşları gösterir. o burada da çocuktur ve uçmayı çok sever. makineleri sever. motorları, pervaneleri, uçakları sever. fakat aynı zamanda savaşın ne yaptığını da bilir. özellikle "rüzgar yükseliyor" yalnızca bir uçak hikayesi değildir. insanın güzel bir şey yaratırken korkunç bir şeyin parçası olabilmesini anlatır. çünkü bir insan uçmak isteyebilir. bir başkası ise o uçağı savaşmak için kullanabilir. işte tam da bu yüzden onun filmlerindeki kötülük, çoğu zaman insan yüzü taşır.

belki de bu yüzden miyazaki olmak imkansızdır. çünkü o, dünyaya çocukken baktığı gibi bakmaya devam edebilmiş ama bunu yaparken yetişkin olmanın bütün ağırlığını da taşımıştır. o yüzden bir çoğumuz ya çocukluğu kaybederiz ya da onu taklit ederiz. o ise ikisi arasında, rüzgarın üstünde durmayı başarmıştır. ne tam yerde, ne tam gökte.

Rastgele

Yorumlar (0)

Yorum yazmak için giriş yapmalısın.