
ÖNYARGININ GÖLGESİNDE SÜZÜLEN MASUMİYET: BÜLBÜLÜ ÖLDÜRMEK ÜZERİNE BİR İNCELEME
1930’ların Amerika’sında Maycomb adında kendi halinde ufak bir kasabada yaşayan Scout isimli küçük bir kızın ağzından aktarılan adaletsizlik hikâyesi. O zamanlarda şu an yaşadığımız dönemden de fazla olan siyahi karşıtlığı ve onlara karşı uygulanan önyargılı tutumu, gözünde yalan olmayan ama biz yetişkinlerin bütün kötülükleri onlara aşılamayı görev edindiğimiz masum çocukların gözünden izliyoruz. Yazar Harper Lee otobiyografik sayılabilecek bu eserinin ana karakteri Scout'da kendi kişiliği ve hayatından izler sergilemiş. Kitabı okurken başka bir yargısız infaz hikâyesi olan Yeşil Yol'u anımsadım ister istemez.
Harper Lee çocuk anlatıcı kullanarak, ağır toplumsal meseleleri doğal ve etkileyici biçimde okuyucuya sunuyor. Irkçılık ve adaletsizliği soyut tartışmalar yerine insan hayatı üzerindeki etkilerini görerek idrak ediyoruz. Atticus’un ahlaki tutumu üzerinden ister istemez kendi vicdanımızı sorguluyoruz kitap boyunca.
Her kitapta olduğu gibi bu kitapta da gözlemlenebilecek zayıf yönler mevcut. Bana göre birincisi ve en önemlisi ilk bölümlerin fazla detaylı ve uzatılmış olması. Bir süre sonra yavaşlık kitaba olan ilgiyi azaltabiliyor. Atticus’un süper kahramanvari, örnek adam halleri bir nebze karikatürize olmasına sebep oluyor.
Kitaptan alıntı bir pasaj aslında o dönemin hukuk sisteminin özeti niteliğinde;
" bizim mahkemelerimizde, beyaz adamın dünyasıyla siyah adamın dünyası karşı karşıya geldiğinde, her zaman beyaz adam kazanır. bu ne kadar çirkin olursa olsun hayatın bir gerçeği."
"yalnızca tek bir tür insan varsa, o zaman neden hiç geçinemiyorlar? hepsi birbirine benziyorsa, niçin özel bir çaba harcayarak birbirlerini aşağılıyorlar, scout, galiba bir şeyleri anlamaya başlıyorum. galiba öcü radley bunca zamandır evden çıkmamasını anlamaya başlıyorum... dışarı çıkmamak istediği için içeride kalıyor."
Yorumlar (0)
Yorum yazmak için giriş yapmalısın.
