
şimdi sizinle encanto animasyonu hakkında konuşacağız ama önce havaya girmek için şarkımızı bir açalım derim.
encanto filmi birebir olmasa da kolombiyalı yazar gabriel garcia marquez'den etkilendiğini söylemekteyim. özellikle yüzyıllık yalnızlık kitabındaki macondo kasabası da tıpkı encanto vadisi gibi, dış dünyadan kopuk, kendi zamanı olan, sınırları doğa tarafından çizilmiş bir mekandır. orada da gerçek ile büyü arasında kesin bir ayrım yoktur ve hayaletler evin içinde dolaşır.
burada da encanto kelimesi bilerek isteyerek kullanılmıştır; çünkü bu kelimenin anlamına baktığımızda ispanyolcada büyü, tılsım, büyülenme anlamına gelir; kökeni latincedeki incantare fiiline dayanır ve bu fiil şarkı söyleyerek büyü yapmak demektir. yani aynı filmdeki encanto, modern anlamda sihirli şarkılarla, sözle ve ezgiyle süslemiş kutsallaştırılmış bir mekan olarak karşımıza çıkmaktadır.
tabii bu mekan dönemin kaosuyla ortaya çıkar ve o dönemler de bin gün savaşı (1899-1902) denen bir iç savaş geçmektedir. bu düzensizlikte yeni kurulan kolombiya cumhuriyeti'nde liberal ve muhafazakar parti ile radikal gruplar arasında gerçekleşen bir çatışma yaşanmaktadır. animasyonda da madrigal ailesi bu kötülükten nasibini almış ve abuela alma kocasını kaybederek büyülü mumu almış dahası encanto denilen büyülü bir alan içinde yaşamaya başlamışlardır.
burada ki mumda mitolojik bir anlam taşımaktadır; ispanyolcada la vela olarak adlandırılır ve kelime anlamıyla mum veya yanan nöbet demektir. mum burada basit bir ışık kaynağı değil, koruyuculuğun ve bekçilik halinin açık sembolüdür. aynı zamanda mitolojideki ateşi de temsil eder yani hem prometheus’un ateşi gibi tanrısal bir kudrettir hem de hestia gibi aile ocağını temsil eden figürdür. yine latin amerika halk inancındaki dia de los muertos geleneğindeki gibi mum, ölülerle diriler arasındaki kapı gibidir ve ölen eş pedro'nun ruhunu taşır.
mumla ilgili bir de şunu söyleyebiliriz ateş var oldukça düzen ve sihir sürer yani filmdeki gibi ateş zayıfladığında, kutsallık da geri çekilir. buradaki sihir bireylere ait değildir, ateşin izin verdiği ölçüde ödünç alınmıştır.
ayrıca filmde casita denen büyülü bir evimiz bulunmaktadır. casita terimi, ispanyolca küçük ev kelimesinden gelir. günümüzde casita, genellikle ana evin bulunduğu aynı arazi üzerine inşa edilmiş küçük, bağımsız bir konut anlamına gelir. ama filmde evimiz baya şato gibidir fakat dikkat ederseniz kasabanın dışında kalan bir yerdedir. burada kasaba büyük bir ev casita'da küçük bir ev konumundadır.
bir çok kültürde ve eski inançlarda ev, yaşayan bir organizma gibidir. bizde bile, yani türk mitolojisinde evin, ailenin bir koruyucu ruhu vardır. biz buna ev iyesi deriz ve evin koruyucu ruhu olarak biliriz. casita’nın da bu denli bir ruha sahip olması ve hareket etmesi, kapıları kendi iradesiyle açması ya da çökerken acı çekiyor gibi görünmesi de tam bundan kaynaklanmaktadır.
bu evde yaşayan büyük ailenin adı olan madrigal ise müzik terimidir. madrigal, rönesans döneminde ortaya çıkan, çok sesli ama uyumlu vokal eserler için kullanılan bir terimdir. bu nedenle madrigal soyadı, buraya cuk oturur çünkü aile karakterleri birbirlerinden oldukça farklı karakterlerdedir ve bir uyum içinde görünmektedirler. kan bağıyla bağlı olduğu gibi sihrin ezgisiyle de bağlıdırlar.
anlattığım her şeyin ortasında encanto mitolojik ve anlamlarla yüklü bir çatışmadan doğar ve bize bir seyir zevki verir. ateş kutsal kabul edilir, ev canlıdır ve soy devam eder; fakat bu kutsallık sabit sanıldığında ve artık hiçbir şey bozulmayacakmış gibi göründüğünde, mitlerde her zaman olduğu gibi bir çözülme başlar. mum zayıflar, büyü geri çekilir ve her şey tanrılar tarafından cezalandırılıyormuş gibi görünür. fakat sonunda düzen yeniden kurulur. bu nedenle encanto, yalnızca bir sihir hikayesi değil, çok daha eski bir anlatıyı yeniden kuran bir mit gibidir. ateşin etrafında kurulan bu düzen, ancak ateşin sahibi olunmadığı sürece ayakta kalabilir.
sihirle kalın...
Yorumlar (0)
Yorum yazmak için giriş yapmalısın.
