
Çoktan toprağa karışmış bir yaz fotoğrafından gülümsüyorsun Elena.
1942 Polonya
Elena
Bu şiiri sana ıraksayamayışlarımda tutuyorum.
Budapeşte’de tren istasyonlarında bekleyen buğu kadar eskittiğim bir şiir bu.
Lacivert notalar gömüldü.
Ben ölmüyorum.
Karıncalı gülüşün hâlâ aklımda, Elena — henüz icat edilmemiş bir teknoloji; avuçlarının teri.
Sen öylece dururken yapay bir gökyüzünün altında, ben ölmüyorum.
Terli bir şakak gibi narin, kaldırımlara inat bir papatya kadar inatçı bu şiir.
Otel odalarının pencereleri her daim kirlidir.
Pervazlara kadar bulaşmıştı kirlenişlerim.
Ölüyor Avrupalar, ben ölmüyorum.
Bir ateş fırınasının ortasında, olmayan gövden içerimi yeşertirken,
Sadece ağır sular, tatsız masallar ve kurşunlarla dolu kahverengi bir kentte,
Kara askerler arasında
özledim seni.
Ve ölemiyorum.
Göğe bulanıp dökülmek istedim sana:
Seni seviyorum, Elena
Ellerim başka bir işe yaramazken hem de
Şiir tutmak dışında.
Yorumlar (6)
Yorum yazmak için giriş yapmalısın.
Tuba Tanrıverdi31 Ağustos 2026 · 15:26"Göğe bulanıp dökülmek istedim sana" ne kadar güzel bir mısra, kalbimi bıraktım 🥰 Tebrik ederim ...
- Uygar Özcan31 Ağustos 2026 · 18:45
Çok teşekkürler Tuba, sevgiyle 😊
Sylvan Clownson1 Eylül 2026 · 08:17Kalemine sağlık dostum.
Gökhan ulusoy1 Eylül 2026 · 12:38Yüreğinize sağlık Uygar bey.
- Uygar Özcan2 Eylül 2026 · 14:54
Çokkk teşeküürler 🤍
Said Ortagedik3 Eylül 2026 · 08:17Kaleminize sağlık
