Çengel Fanzin - 5"Ölüm" temalı fanzinimiz için eser alımı başlamıştır. Lütfen eserlerinizi 30 Haziran'a kadar cengelsanatedebiyat@gmail.com adresine iletiniz.
İSTANBUL DAYIM OLUR
ŞIIR

İSTANBUL DAYIM OLUR

İlhami Batı10 Haziran 20232 dk okuma23

I

Ben o zamana kalmam.
Biliyorum kadınsın.
Fotoğrafın hayali başın
-asmışsın
tüm gerçek anlamla
ala kan
Korkutma beni.

!
Benim canımı çok şıktın.

Çok çektiririm.
Bunu istemem.
tamdoğru Bir anlamla

O kadar kadar.

Ben peygamberim demenin

ir ık aha
aha gerçekçisi: hastayım ben
d

II

Kapalı ağzını bir sunum tepsisinde canlandırıyor
Böylesi çok saçma, ışın ışıyor, dört duvar arasına alıyorlar
Çelik kaşıkla duvar deliyorlar diye plastiğiyle yemek yiyorlar, tabldotlar köpük
Anamın yattığının ikinci gününde bacakları uzun bir kadın tuvaletin aşağı açılmış penceresine diş ipiyle kendini asıyor
Exlere aç doktoralara inat öldürmeyen Allah öldürmüyor
Kendini çoktan aşan, yaşça çok büyük bir kadın onu kurtarıyor
Anamın yattığının ikinci gününde. kimse çığırından çıkmadan, tüm servis hoş geldin partisini böyle düzenliyor
Zamanı ayrıştırmadan, tüm zaman faşistlerine inat

Ben Lacan’a kalıyorum bunlar böyle, onlar öyle iken
Bir cop koysan ben onu özne yaparım bir çekmeyle
Tek celsede kendi etlerine tükürülmüş bir zaman biri için
Yeri belki tok ama sonu başa getiren yersiz utancım, buluntum, boğuntum, bölüntüm
Dilim değil sol baş parmağım uzun
İşi makine(beyin) yapar el(parnak) övünür

Bir bakıyorum doğru yerleri düzeltmişim bir bakıyorum kediden ses çıkıyor. ardından katatoniğe bağlıyor, otizm endeksi damar harabiyetine yol açıyor, nemliyerli bir yerde
Medikal sığıntıda bir kedi kendi ölümünü ağrılarıyla bekliyor üç altta
Sınadığım yer kabuğu bir parça yerinden oynuyor, kızıyorum
Yaşadığım yerde taşıyorum. göz hizası kurmadan belediyenin sessiz otobüslerine
Doğru durakta inmem milyonlarca yılı buldu. Lan belki de milyarlarca
Oradan triye atlayacak bir deli çıkacak kendi kafatasından içeriye

Sonsuzluğun son ucundan yeteri kadar don getirdim biraz daha gömüldüğüm, alışkın sekiz milyar insana
Toprağına bol hacminden, bol bıçkılarını kollarına sürmüş, kesikten makyaj yapan, atılan küsuratın altında kalan
Ve bunları buraları onlara küstüren soysuz patron zaman!
Karşıdan karşıya geçecek kimsem yok, ilhami bekle, geri gel biraz, çıkma yola ilhami, geç şimdi diyecek olan gergin bir sabır yok
İşaret ışıklarıyla benim aram iyi değil
Tabelalar korkunç zehir
Yuvarlak olsalardı ölü cereyanıma, işime gelirdi -eğer dönselerdi
Derken Derlenmiş toplanmamışken kızıl saçaklarıyla yarısını yok’lamış, diğer yarısını yoklarken yakalayan kadın şaire sordururken kentinin katkılı buzlarını içerken

III

Batılın kapsüllerine iniyor
Bu koca şehirde ağzını üstüne siliyor
Özüne siniyor her istasyonda
Amma çok dokunuyorlar
Çok dokunmayı huy edinmişler
Sosyolojik manipülasyon kemik kırarım

Temiz kafaların şahit olduğu
Mezra gibi duran beyniyle bir şair
Perde gibi inen gözüyle, kara çarşafıyla bakire bir Meryem.

Tutucu duvarların soluksuz bakışları arasında
Kentin sana kurulduğu seçkin yerlerin

İki içi bir taşıdığın her ne hikmetin
Beni yerimden sarsan hezeyan

Her baktığımda büyüksün
Her zaman birilerinin öldüğü yaştasın

Rulet sıradan hiç bakışlar atmıyor

IV

Sonu yoran bir gerek gibi duran yatak yaraları bozgun
Bu saymadan geçen ilk yıllarım ve harcanmış karın ağrıları
Gidip yüzsüzleşmek de var sayıp dökmekten
Bu burada kalmaz dedi şair
Sarsıldığı yerleri saydı
Özendiği yerden başladı üstünü çırpıp
Freeganism doyuruyor karnını
Suyu sıçratmıyor her defasında
Nazik ve iri ellerini üzerine siliyor
Hastalık edebiyatı semtinde inecek
İki şairi kesip gelecek
Kan akan yerlerine yosun bağlayacak
Usulca hüküm devleti on dokuz edecek
İki üç edecek üç dört dört beş
Katliam seri olursa başın döner baş olursun
Mahalleden erleri getirttiğin sefer
Mafya olmaya hazır
Sıkacak kırıklar su kelimesini çıkarır
Allah sürümden kazanmaz
Yazarak ölümsüzlüğü bulamazsın.
Her şeyin başı su, suyun başı empati
Suya cinayet işleten kediler tanıyorum
Ölenler diye soruyor Onur
Ölenler hikmet

V

Her defasında körüklü bir metne biçiyorlar.
Her geleni saymıyorum
Seni sana çıkmadan yazıyorum
Tüm gereğin yokken
Gerginliğimin sigarasını yakan inat
Şehre sularından girilir
Biliyorum yeri değil
Bilmiyorum belki de suyuna dokunmam lazım
Senden ve öğrencilerinden çok özür diliyorum
Çok sesin çıkıyor be şehir
Sen benim ağır ağrımsın
Olan bir şeyi asla göstermeyen ben
Çaresiz yutkunluk
O huzursuzluğun getirdiği gerçek
Acz’ın hizasından geldiğim gerçek
Bu lügatta korunaksız bir tarafım
İlla seninkinden daha büyük bir şey söylemem lazım ey koca şehir
Sana beni anlıyor musun diye konuşmak istemiyorum
Çünkü tek bir kişiye bile sormadım bunu
Ben de böyle yaşadım
senin gibi değil ama sana benzer
Çok şair beklettim yerlerinde
Canım üstüme gelseydi dediği histerik bir inancı var annemin

VI

Kendine ısınan o yorgunluğu sapmış bir vaziyette sunuyor
ya da birileri tarafından ele geçirilmiş olabilir
İnsancıl sorulardan başlıyorum önce. en fazla kim olabilirsin? Mesela.

Bir görünüp on kaybolan cinlerin elime tutuşturduğu o yüce sorumluluk
Sonrası kadarım hala çünkü bu lafı eskitmeyecek insan evladı tanıyorum
ve gelecek mezar taşıma yazacak kurşun kalemle ve iri harflerle
Küçük küçük konuşup terk edecek kabristanı akşamın bilmem kaçında
Yeri gelecek tartışacak
-karşısındakini diri tutmaya çalışır gibi tartışacak
Bir hengameye dönecek ortalık
Kalkamayacağım.

VII

Kalkamayacağım.

Rastgele

Yorumlar (0)

Yorum yazmak için giriş yapmalısın.