
Attın bulutların içine göstermek ve yansıtmak istemediğin her şeyi,
Eser bırakmadın o beyazlıktan,
kararttın içinde tuttuklarınla hepsini
vakitsiz yağıp şimşekler çaktın
karanlığını bulaştırmadığın yer bırakmadın, kaçırdın herkesi
seni sevmiyorum eylül
Kötü hissettin soldurdun ağaçların yeşillerini, büründürdün onları derin bir kızıla,
çok birikti istemedi kimse uğraşmak onlarla,
kaldın mı baş başa kızılın döküldüğü yarıklarla
seni sevmiyorum eylül
Dedi diğer aylar, geçer bunların hepsi ekimde
sen dedin değil hissettiklerimin hiçbiri benim elimde
istiyorsun zamanla gelecek olan güzlerde senin adın yer almasın
diyorsun olmasın benim bu yaşamım
seni sevmiyorum eylül
Yorumlar (1)
Yorum yazmak için giriş yapmalısın.
Tuba Tanrıverdi27 Temmuz 2026 · 09:55İnsanın kendi ismiyle, kendi mevsimiyle ve içindeki o zorlu fırtınalarla bu kadar cesurca yüzleşmesi muazzam bir edebi güç gerektirir. 'Kızılın döküldüğü yarıklar' imgesi uzun süre akıllardan çıkmayacak kadar sarsıcı. Kaleminin o eşsiz ağırlığıyla gurur duyuyorum.
