
Benim intiharlarım susmaz tenhalardaki köprü altlarında. Uslu durmayan bir ölüm taşırım, erken yırtılan zihnime duvar ören tımarhanede. Dört kişi kavga eder, üç kişi yaralanır ve sadece en yetenekli olanı dirilir delilerin. Ben en az, tek bir kaybedenle gezerim. Bu yüzden dünya adındaki sorunlar yalnızca akıl sağlığımdaki problemlerin bir çarpma işlemidir. Uykularımın düzenli olarak bölünmesinin nedeni, matematiğe ve tehlikeli elmalara bulaşmaktan kaynaklıdır. İçkicilerin patladıkları sahillerde dönen bozuk telaffuzlarda geçmez adım. Zikredilmem leş aşklarda. Leş aşklardan doğan ayrılıklarda. Sebep ve sonuçların jonglöründe hecelenmez durgunluğum. İkilenmez ve tekrarlanmaz nedenlerim. Herhangi bir alt yazısı yoktur dertlerle yüklü göçlerin. Bu yüzden yansımaz gölgem bir anlama. Sigara dumanından önümü göremediğim sisli sokaklar, her yolu deneyen ve yine de bir şeyleri halledemeyen insanlarla dolup taşar. Hiç sarmayan bu sıkıcı hayat filmini ilk dakikalarında kapatır, önce sağ ve sonra da sol gözümle bana heyecan katan vebaları sayarım. Bedenimi çeviren şeritte yumulduğum yerin adı, sükûnettir. Bu yüzden, dünyanın tersinden işlerim sürekli. Düzünün bu dünyada geçerli kılındığı her şeye karşı, arkamı döner ve içerim. Bir karyola. Ve bir komada ayılırım. Huzuru işte o zaman kaybederim. Muhabbetin ortasını raporlarıyla kesen bir doktorun bakışlarında. Kolay teşhis edilir kırık bir sıfat taşırım morg dolaplarında. Göğüs kafesimdeki yangının isini ilk annem tanır. İlk annem açık bırakmıştır cehennemi, anahtarı ilk annem kaybetmiştir. Doğum lekem koca bir ateştir. Tüm tenime yayılan koca bir cehennem. Yanardağımın mürekkebiyle ehli şeytanlar çizmek için geldim dünyaya. İmalatı hatalı şeytanlarla kapladım duvarları. Ölüm saatimi hatırlamadım ama açık kalp ameliyatımı ilk solucanlara başlattım. Onlara emanet ettim bedenimi, hızla çiğnemeleri ve sonunda kusmaları için. Siz yağmurdu yağan sandınız ama aynı anda Allah ağladı. Ben, bedenime Rabbin göz yaşı kokan yorganlar çektiğimde henüz yirmimdeydim. Ne benzin istasyonu, ne ışık, ne de zamanı beklerken yargılandım. İlk azılı suçum, kaybetmekti. Kana susayan bir katil gibi, kaybetmeye susamak. Tek suçumdu azalırken yakalanmak. Günahkar akşam üstünde, ayaklarımdan kayan bir cennetin kapısı daha kapandı. Ben bir ses daha duydum, yağmur yağdı. Kıyamet bizim için erken tarihe çekildi diye, Allah’la aynı anda gürledik. Sonunda hiçbir şey kalmayana kadar. Sonunda burada hiçbir şey kalmayana kadar bitti. Ne kurumda ve kuruluşta. Ne özel, ne mühim. Ne de kutsal günlerde. Hiçbir yerde okuyamazsınız beni. Hiçbir yerde yazmam ben. Hiçbir yerde marş edilmez ilk hatalarım. Geldiğim günkü kadar temiz silinirim. İşte tek yeteneğim, budur. Geldiğim günkü gibi falsolu ve zayıf gitmek. Alın yazım, bitmek bilmez imtihanlarda. Sustuklarım ise sadece karalama defterlerinde geçerken yalnızlığım, her şeyin peşinen işlendiği ve arkaya bir yerlere atılmadığı bu dünyada, fiyakalıdır.
Yorumlar (0)
Yorum yazmak için giriş yapmalısın.
