Çengel Fanzin - 5"Ölüm" temalı fanzinimiz için eser alımı başlamıştır. Lütfen eserlerinizi 30 Haziran'a kadar cengelsanatedebiyat@gmail.com adresine iletiniz.
GERİ VİTES?
DENEME

GERİ VİTES?

Köksal Erdenoğlu24 Şubat 202610 dk okuma24

Biz gereğinden fazla uygarlaştık; uygarlık insana zarar verir.

Alain Bosquet

tolstoyun inanç için benimsediği bir yaklaşımı vardı, insanlığın kolektif zihnine güvenerek temellendiriyordu inancını, bu x, y, z kuşaklarının da anlattığı bir şey var bence: insanmerkezci modernitenin sonunu işaret ediyorlar ki bu düşünce kanımca tohumunu çatlattı, ancak bu biriktirim kültürünü takip edeceklere alfa kuşağı denmesine karşın, diğer seçenek olan yeni-ilkellikle ilgili söylemler zayıf, bunun nedenlerinden biri de ilerlemeci bir tarih anlayışına sahip olmamız, oysa yeni antropoloji ilkellerle ilgili bambaşka şeyler söylüyor, en önemlisi de, yine söylemlerimizde karşımıza çıkan an’da yaşamak mevhumu, ilkeller anda yaşarlar, uygarlar zaman soyutlamasıyla yaşarlar..

sürdürülemezliğin temelinde olan biriktirim kültürü marxın eleştirisinin radikalleştirilmesi anlamını taşıyor, peki birikimi ne yapacağız, değişim kural olduğu için z kuşağının içine yığılan x ve y kuşakları da dahil olmak üzere anımsatıcıları toplamak önerisi (wittgenstein’ın) makul görünüyor.. yapılması gereken eleştirilerden biri hemen hemen bütün ideolojilerin insanmerkezcilikle malul olmasıdır..

iktidar denen bir paradokstan dersimizi almış olmalıyız çünkü iktidar basitçe güç istenci değildir, gücü istemek kendine yöneliktir, başkalarına yönelik değil, oysa iktidarı iktidar yapan şey tam da bu başkalarına yönelen güçtür.. sınırlandırma pratiklerini anmadan sunulan eleştiriler de topal eleştiriler gibi görünüyor..

gönüllü sınırlandırmaya feragat diyecek olursak üreme, üretim ve tüketimden feragati anmak mümkün diyebiliriz.. bu x, y, z kuşakları yeninin adını koyabildi, egosantrik, insanmerkezci uygarlıktan, ekosantrik, dünya ve yaşam odaklı sürdürülebilir bir doğa kültürüne.. temenniler doğru yapılırsa gelme ihtimalleri artar.. umarım içinde bulunduğumuz durumun yanlışlarını belirginleştirebiliriz, çünkü bunlar iyi ve doğrularımız için göstergelerimizi verecek bize..

yaşadığımız şeye körlük demek abartı sayılmaz.. bu koşu körlemesine bir koşu o halde.. eğer önümüzde bir uçurum varsa, bu, kızılderililerin bufalo avına benzeyecek; bufaloları uçuruma sürerler ve sürünün arkasından gelen basınç yüzünden sürü bayağı bir telef olana kadar uçurumdan yuvarlanır.. fena.. dinozorları yokeden meteor çarpmasından daha hızlıymış homo sapiensin sebep olduğu tür yıkımı.. fena..

modernliğin sonrasına geçmek için belki de onu tamamlamamız gerekiyordur, o halde mayısa emek ve eşitlik deyip, hazirana birey ve özgürlük dersek, gelecek etik harekete de temmuz dersek, temmuzun konusu dünya ve kardeşliktir diyebiliriz ve bunu der demez de eşitlik, özgürlük ve kardeşliği tüm dünya yaşamına şamil etmemiz gerekir, çünkü bu noktadayız, çünkü ürkütücü bir tür yıkımının içindeyiz ve ağustos çok sıcak geçecek, bunu biliyoruz..

bu arada tarihin olumsuz öznesi artık işçi sınıfı olamaz, yeni dünyada maddi üretim toplam değerin yüzde birkaçını oluşturuyor, toplam değerin yarısı finansal piyasalarda işlem görüyor, rant, faiz, yatırım araçları, kira, katma değer ve hizmet sektöründen oluşuyor değer, makinelerdeki örtük değer ise tüm insanlığındır, tam otomasyonla emek üretimden özgürleşebilirdi ancak elimizdeki teknolojiler kirli ve sürdürülebilir değil, bu durumda yeni-ilkellik seçeneği üzerine düşünmemiz gerekir, Ursula Le Guin, bir toplulukta herkes bize farklı bir duygu yaşatır diyordu, topluluklar üzerine düşünmeliyiz.. ve artık networkle beraber dünya vatandaşlarına döndük ve tarihin olumsuz öznesi dünya vatandaşları olabilir..

neoliberalizm ve neomuhafazakarlık görünürde kapitalizmin globalleşmesiyle muzaffer olsalar da, büyümek ve rekabet etmek zorunda kalan bu sistem kesinlikle sürdürülebilir değildir, bir yerde dünyanın sürdürülebilirlik sınırına toslayacağız.. ve sorunlar ciddi, küresel beslenmemiz petrolden elde ettiğimiz suni gübreye bağlı ve 35-50 yıl içinde suni gübre bittiğinde kıtlık yaşanacaktır ve elbette en önce 3. Dünyayı vuracaktır.. küresel ani iklim değişikliği uyarısı yapan saygın meteorologlar var.. bu gerçekleşirse ne yazık ki kıyamet benzeri bir sonuçla karşılaşacağız demektir.. küresel olarak nüfus planlamasına geçebiliriz, tedricen yapacağımız bu fırsatı kaçırmanın çok ağır bedelleri olacaktır..

Merkel bile mevcut durumda tür çeşitliliğini koruma politikalarının başarılı olamayacağını deklare etti.. dünya-insanlık ilişkisinde çok ciddi sorunlar varken, teknolojik gelişme transhuman hayalini kuruyor, yapay zekayı da anacak olursak bu gelişmelerin ne getirip ne götüreceğini değerlendirebilecek etik olgunluğa sahip olmadığımızı düşünüyorum..

insanlık bir mobius şeridi üzerinde -durursa düşeceği- koş talimatına uymuş durumda.. aydınlar yavaşlamaktan bahsediyor, haziranda duran adam vardı, adı erdemdi, erdem durmuştu, bu yazı ise geri çekilmeyi öneriyor, egosantrik, insanmerkezci modernlikten, ekosantrik, dünya ve yaşam odaklı bir doğa kültürüne geçebilirsek bu etik lotusun açılması anlamına gelir, bir tekamüldür hatta, en altta geleneğin tanrımerkezli düşüncesi, ardından, insanmerkezli modernlik ve dünya ve yaşam odaklı bir doğa kültürü.. bu konuları hararetle tartışabilsek keşke..Baudrillard uyarıyordu: “Türümüzün hayatta kalmasına odaklanın.”

(geri vites; geri dönmeye değil, geri çekilmeye yarar.)

Rastgele

Yorumlar (0)

Yorum yazmak için giriş yapmalısın.