
yalnız olmadığı yoktur
ve ölü olmadığı uyanıkken
art arda içilen sigaralar
o gün giymediği ceketinin cebinde
unuttuğu bir kibrit kutusunun eseridir
öpüşürken ilk kez içilecek olanla
izmarite çeyrek kalanın uçları
dudaklarının çatlağını da
tanımadığı tükürükler yakar.
anlayışsız karşılar hep hiçi
büyüse de yaşatır mutlak
zihninde masum bir piçi
iki tekeri de patlak
bir tahtası hep eksik
uçurtması alaşağı
zonklar hep şakağı
caddeleri renklidir
çıkmazdır sokağı.
kadınlara akarken
bir kendine damlar.
dokuzuncu sonbahar, on dokuzuncu gün, iki bin on dokuz, ankara
Yorumlar (0)
Yorum yazmak için giriş yapmalısın.
