
rüzgâr
saçlarının arasından geçiriyor
on altı yaşını
her yükselişin
bir tutam gökyüzü oluyor
her dönüşünde
omuzlarına yeniden konuyor çocukluğun
ayakların
biraz dünyaya
biraz bulutlara değiyor
kim bilir
hangi fırtınaları saklıyor
bu kadar hafif uçuşan kalbin
sen zihninin üşüyen
odalarında
bir taşa hapsolmuş
hissederken
karanlık adlar verirken
kendine
ben toprağa tutunan
muazzam gücünü
görüyorum
zeytinin direncini
leylağın sabrını
fısıldarken öfkene
o kayanın
çatlaklarından
fışkıracak
taze filizleri bekliyorum
zincirler gerildikçe
dökülüyor yorgunluğun
rüzgârın saçlarında açtığı
yolu izliyorum
kedileri okşayan
uzun parmaklarını
bir çekirge sıçrayışıyla
dudağının kenarında
beliren kıpırtıda
silahsız görünüyor
dünya bir anlığına
Yorumlar (4)
Yorum yazmak için giriş yapmalısın.
Yavuz Evliyaoğlu6 Ağustos 2026 · 08:55şu kısma bayıldım : "her yükselişin bir tutam gökyüzü oluyor/her dönüşünde omuzlarına yeniden konuyor çocukluğun". Eline sağlık. Şiirin 2. bölümünde dize sayısı fazla geldi bana bu arada. Okuyucuyu şiirde tutmaktan çok şiirden koparıyor bence.
Tuba Tanrıverdi6 Ağustos 2026 · 09:07Çok teşekkür ederim değerlendirmeniz için. Aslında bu şiiri gönderirken acele ettim, sonradan değişti bayağa, ikinci kez gönderdim son halini ama bu şekliyle yayımlandı, benim hatam.
Cem Birgi8 Ağustos 2026 · 21:19Bütünlüğü olan bir şiir olmuş özellikle kapanış hem zarifçe hem de vurucu. Tebrik ederim.
Tuba Tanrıverdi8 Ağustos 2026 · 23:54Çok teşekkür ederim.
