
kıyımda fırtına koptu
elimde ne varsa bıraktım terzisine
senin ellerinle ne güzel süzülür iplik kumaştan
gün sükuna
seni nerede hayal ettiysem oraya tohum düştü
gündelik kavgadan yere indi ayaklarım
iner inmez ipten aldım kendimi
lut çölünden serin bir avluya döndü tekerlek
göğsüne indim
toprak sıcak
buğdayın başağa dönmesini biliyorum
saçaklar altında gizlenen o cevheri
başlayınca birin on olduğu
bitince onun bir etmediği yerleri
kahır aldı başını gidiyor
y a v a ş ç a
yüzünden boynuna salındım
orada benler gördüm
su sert
dur dediğim yerler oldu
ayaklarım şerh
durup bir daha sevdim öperken
ne güzel deyip yıllarca uğurladım
bir odanın kapı eşiğinden başka bir odaya
aynı şeylere aynı y a v a ş lıkla
insan bir şekilde mutlaka ölür
organ yetmez
huzur yetmez
umut yetmez
sonuncusu unutturur her şeyi dümdüz
sona inan
bu son
bazıları çift gezer
bazıları içinde bir çifti gezdirir
her yere geldik ya
durduğum duraklarda içimdeki kondüktörü yokladım
içimde biri kırmızı
içimde biri ses
insan nihayetinde birini severmiş ya
sadece hep
indirmedim o yolcuyu
hava sulh
sonra bilet basarken dıt diye bir ses
çocuğu aldım okuldan
geri bıraktım
öptüm yanağından
saçlarını okşadım
bir tünek kazıdım siper aldım orada
yarın pazar
bu ara uyuyamıyorum bazı geceler
bütün cümleleri gözümü kırpmadan söylüyorum
benimle kal
mevsim kıyı
uzun olasın gibi bir beddua
tuttu işte
herkes gider
geriye her şey düzelir diye bir dehşet
gölgemi koydum sırtıma
iyileşirim diye
ödüm koptu
h e r g ü n
Yorumlar (0)
Yorum yazmak için giriş yapmalısın.
