
YİTİK SÖZLER
İnsanlar arasında dolaşıp duruyorum,
Bir unvanım yok,
Param yok,
Arabam yok,
Evim yok.
Adım var ama yok,
Kitaplarım var, kıymeti yok.
Bir gün,
Madem benim sözümün kıymeti yok;
Okudum Tanrı’nın kitabından bir söz,
Dediler ki: “Tanrı’nın öyle bir sözü yok.”
Meğerse Tanrı’nın sözünün de hükmü yok!
Madem Tanrı’nın sözünün kıymeti yok;
Okudum kitabından bir İslam düşünürünün,
Dediler ki: “Bu kâfir.”
Madem düşünürün sözünün de kıymeti yok;
Okudum dervişin kitabından bir söz,
Dediler ki: “Tanrı’ya şirk koşan bir aç.”
Madem dervişin sözünün de kıymeti yok;
Söyledim bir politikacının demecinden bir söz,
Dediler ki: “Adam gibi adam!”
Madem politikacının sözünün kıymeti var;
Söyledim mollanın demecinden bir söz,
Dediler ki: “Dinin koruyucusu.”
Ve yine söyledim zenginin demecinden bir söz,
Dediler ki: “Güzel adam.”
Velhasılıkelam;
Bin yıl önce Farabi’nin dediği gibi:
“Zaman ters, muhabbetin faydası yok. Evime kapanıp haysiyetimi koruyorum.”
yitik sözler II
Öyle bir çağa denk geldik ki insan kardeşlerim; her şey var, hiçbir şey yok!
Zamanı kırbaçlıyorsunuz… Elinizde yürürken içtiğiniz kahveyle ya da simitçiye bir günaydını bile esirgeyerek. O oturduğunuz ergonomik koltuklarınızda özgür olduğunuzu mu sanıyorsunuz? Bir mağazaya girdiğinizde, yemek yediğiniz restoranlar, gittiğiniz tatil yerleri… Listeyi uzatabilirim. (Ha evet, doğru; siz artık uzun süren şeyleri sevmiyordunuz.) Eee, hadi yine iyisiniz, sözü uzatmayacağım. Siz tüm bunların kendi seçiminiz olduğunu mu sanıyorsunuz insan kardeşlerim?
Çağlar boyunca kimin hikayesi güçlüyse onun sözü daha muteber olmuştur. İşte bu yüzden sözü Hegel’e bırakıyorum:
“Dolayısıyla, daha fazla konfor ihtiyacı doğrudan sizin içinizden doğmaz tam olarak. Bu; daha konforlu olan şeyin yaratımından kâr sağlama umudu olanların size sunduğu bir ihtiyaçtır.”
Hegel’in sözünün üstüne söz söylenmez! Başka bir şeyden bahsedelim; mesela sevgiden. Dillerinize pelesenk olmuş sevgi sözcüğü hiçbir şey ifade etmiyor; çünkü bütün kötülüklerinizi sevgiyle örtüyorsunuz. Sevgi adına cinayetler işliyorsunuz. Mahkeme salonlarından tutun sokaklara kadar, birileri bir şeyleri çok seviyor diye sesini çok yükselten adamlarla dolu her yer. Kadınlar ise sesini yükseltmez, ayıp çünkü! “Bir kadın olarak sus!” derler yüksek sesle.
Oysa ki sevdiği kadına “Seni seviyorum,” yerine “Seni bugün çok göresim geldi,” diyen bir ecdadımız da var. Ve yine hikayesi çok güçlü bir adam, William Shakespeare diyor ki: “Sesinizi değil, sözünüzü yükseltin.” Bu sözün üstüne de söz söylenmez!
Başka bir şeyden daha bahsedelim; mesela okumak. Diyorlar ki: “Neden bu kadar kitap alıyorsun, daha geçen gün okumadın mı?” Ya da “Kur’an’da her şey yazıyor, başka bir şey okumaya gerek yok.” Karşılaştığım en ilginç eleştiri neydi biliyor musunuz? “Sınavlar bitti, neden okuyorsun? Dinlensene biraz,” dedi ekran süresi dokuz saat olan arkadaş. Eee, biraz da sen dinlen arkadaş!
Neyse, sözün özüne gelelim. Tüm sözlerin sahibi, sözü yaratan Tanrı diyor ki: “Ikra’ bismi rabbikelleziy halak” yani “Yaratan Rabbinin adıyla oku!” Tüm sözlerin sahibinin sözü üstüne söz söylemek haddimize değil.
Yorumlar (0)
Yorum yazmak için giriş yapmalısın.
