
hisleri bulanır mı insanın? devasa bir çöplüğün içinde kokuşmuş sahteliklere umut bağladığını fark etmek insana bir buhar makinesinin çıktısıymış gibi hissettiriyor. bir anlığına görünüşe geliyorsun ve sonra, bakıldığında içinden öte taraf gün gibi açığa çıkıyor. az önce sıcağınla ısıttığın hazneden ayrı düşmek, bir daha aranızda hiçbir bağ olmayacağına işaret ediyor. tıpkı doğan bir bebeğin anne karnına tekrar uğrayamadığı gibi. açığa çıkmanın getirisi biraz da budur: dönülmez akşamın ufuk çizgisine buyur edilirsin büyük bir davetkârlıkla. yatıya kalmak istemesen de üstünü örtüvermişlerdir bir bakmışsın. uyandığında yabancıladığın her ne varsa tanımaya, keşfetmeye uğraşırsın ya da mecbur bırakılırsın. derin bir nefes aldığındaysa sigarandan, iki parmağının arasındaki mazbut meteordan başka kimsenin olmadığını anlarsın. tıraşı kesmek lazım gelir. adanmışlığa bir kere bulaşmışsan, muhtemel neticelerin de mutlaka durağı olursun. ama mutluluğun, ama efkârın.
5621. gün, gece, ankara
Yorumlar (0)
Yorum yazmak için giriş yapmalısın.
