Çengel Fanzin - 5"Ölüm" temalı fanzinimiz için eser alımı başlamıştır. Lütfen eserlerinizi 30 Haziran'a kadar cengelsanatedebiyat@gmail.com adresine iletiniz.
BEHÇET NECATİGİL'İN İKİ ŞİİRİNE EL YORDAMIYLA YAPILMIŞ OTOPSİNİN RAPORUDUR
İNCELEME

BEHÇET NECATİGİL'İN İKİ ŞİİRİNE EL YORDAMIYLA YAPILMIŞ OTOPSİNİN RAPORUDUR

Muammer Soyer14 Nisan 202410 dk okuma33

Behçet Bey enteresan bir herif… Ölüm geziniyor hep dizelerinin arasında. Mutlu olabilecekken olamamış insanlar dolaşıyor. Eksik, bozuk, başıboş, savruk insanlar… Ölümün acısını duyuyorlar. Pek çokları için bu düşünce pesimist olarak nitelense de ben öyle düşünmüyorum. Çünkü ölüm, şansa bağlı bir olgu değil. Bir gerçek. Kaçınılmazlığıyla üstümüze kapanıp kendini dayatıyor. Ondan kurtulamıyoruz. Bu sebeple onun şiirini, hayatın karşısında insanın alabileceği temel tutumlardan biri olarak görüyorum.

Ancak bu yazıda niyetim Behçet Bey’in söylediklerinden çok söyleyiş tarzıyla ilgili birkaç kelâm etmek. Bunu için iki şiirini seçtim: “Bir Sözlükte Kitap Adları” ve “Bronskopi”

Şiirleri vermeden önce kısa bir bilgilendirme yapayım.

Bir Sözlükte Kitap Adları, Bilgi yayınevinden 1979 yılında çıkan Kareler ve Aklar kitabında yayınlanmış. Kitabın iki bölümü var: Kareler, Aklar. Aklar kısmı bu yazı için bizi ilgilendirmiyor. Ancak Kareler kısmı sadece bizim için değil Türk şiiri için de oldukça önemli. Şiirin biçimi üzerine yapılmış bir deney var burada. Üstelik fikir çalışıyor. İspatıyla, sonuçlarıyla çürütülemez bir şekilde karşımızda duruyor. Behçet Bey okuru katıyor bu kitapta şiire. Araları açılmış sözcükler kareler halinde gruplanmış. Dizeler, bentler sağdan sola yukarıdan aşağıya çapraz okumaya müsait. Kendisi böyle söylüyor. Bir nevi kendi şiirini kendin kur olayı…

Şiirin ne olduğunu, nasıl yazıldığını sorgulatmanın yanında bir çeşit konfor da sağlıyor bu insana. Yaptığınız her okuma şiir oluyor. Anlam bozulup yeniden ve yeniden kuruluyor. Şiir çoğalıyor. Bilirsiniz bazı şairler söylemek istediklerini bir türlü söylemeyi beceremezler. İmgeleri gereklilikten çok bir tür yığıntı gibi durur şiirlerinde. Ben de bu sebeple bir anlama varmaktan çekinirim. Onu bulamam. Zaten çoğu zaman da anlayamam. Kareler’in bunlara fırsat vermeyen yapısı okurun içini rahatlatıyor.

Bir de dipnot olarak şunu ekleyeyim Behçet Bey’in bu şiirlere çalıştığı müsveddeleri, defterleri de görmeyi çok isterdim. Oralarda farklı yazılmış, üstü çizilmiş kelimeler daha başka şiirleri de bize gösterirdi. Böylelikle şiirlerin yanlış, bozuk, anlamı eksik hallerini de görebilirdik.

Gelelim Bronskopi’ye… Şiire benim dikkatimi çeken “Bir Tıbbi Şiirin Hikâyesi: Behçet Necatigil’in Şiirsel Yaratıcılığı Üzerine Bir İnceleme” makalesine denk gelmek oldu. Daha öncesinde Behçet Bey’in bu şiirini okumamıştım. Şiiri gördüğüm anda da çarpıldım. Çünkü ilk bakışta şiirin şiire benzer tek tarafı biçimiydi. Alt alta yazılmış cümlelerden ibaret gibi duruyordu.

Hemen tüm şiirleri kitabına gittim ve şiiri buldum. Kitaplarına girmemiş şiirlerinin içindeydi. Yazıldığı tarih 10 Kasım 1979’du. Şair o günlerde kanserle mücadele ediyordu ve 13 Aralık 1979’da da bu savaşını kaybedecekti. Şiirin neden kitaplarına girmediğini böylece anladım. Tabii yaşasaydı da yayınlar mıydı bilemiyorum. Belki de hastane odasında oyalanmak için yazmıştı bu şiiri. Burası işin muamma kısmı… Ancak biz şiire ulaştıysak yayınlanmış olsun ya da olmasın şairinin dünyasına aittir diyerek şiir üzerine konuşmamızda bir sakınca yoktur diye düşünüyorum.

Bu kısa bilgilendirmeden sonra inceleme kısmına geçebiliriz.

Önce şiirler:

Bir Sözlükte Kitap Adları

Ararken Aşk-ı Memnu Aşksız İnsanlar

Av Avare Yıllar Ayrı Dünya

1 + 1 Bir Açıdan Bir Ölü Evi.

Bozgun Bozgunda Bozuk Düzen

Gölge Gölgeler Gölgeleri Kullanmak

Havada Bulut -Yok Havadan Sudan

Katran Kişi Kirli Ağustos.

Korku Kuyularda Kuyuda Yusuf

Yaban Yaşadıkça Yaşamasız

Yanık Hava Yanardağ Yanartaş.

Bronskopi

Genel anestezi altında
Sağ ana bronşa girildi
Kısmen mobil ve normal mukoza
Açık bronş ağızları, segment ve lob
Sekresyon yok, tümöral bir kitleye rastlanmadı.

Dışardan ve sol yandan baskı altında
Sol ana bronş
Rijit bronskopiyle görülebilen kısmında
Mukoza normal.
İntrabronşit bir patolojiye rastlanmadı.

Sol plevrada sıvı görünümündeki yere
Torosentez yapılması gerekir.
Hasta bu durumda bir mediasten tümörü
Bir mediasten tümörü

İzlenimini veriyor

İnoperabl bir tümör.

İlk olarak "Bir Sözlükte Kitap Adları" ile başlamak istiyorum.

Behçet Bey’in burada yaptığı şiire rastlantısallığı sokmak. Sanki bir takım alakasız adlar dizilmiş ve al bakalım bunlarla ne yaparsan yap denilmiş. Necatigil sözlük karıştırırken aklına gelmiş olabilecek bu fikri (kendi hazırladığı sözlük de olabilir bu) içine sinen, tamam oldu diyeceği bir şiir haline getirebilmek için kaç eserin adını silip yeniden yazdı diye merak etmeden duramıyorum. Yukarıda belirttiğim gibi müsveddeleri görmeyi bu sebeple çok isterdim. Sürecin ne kadar zor olduğunu yalnızca tahmin edebiliyorum. Calvino’nun da Kesişen Yazgılar Şatosu’nun omurgasını tarot kartlarıyla kurmaya çalıştığı süreçte neredeyse delirmek üzere olduğunu okumuştum. Behçet Bey de böylesi bir yorgunluk yaşamıştır diye düşünüyorum.

Rastlantısallık dediğime de bakmayın bu arada. Şiir rastlantısallığa yer bırakmayacak kadar bütünlüklü ve özenli kurulmuş. Daha ilk dizede kelimeler anlamlı bir bütüne ulaşmak için önüne arkasına eklemeler istiyorlar. Zihin alakasız duran bu sözcükleri bir cümle haline getirmeye, birbirine bağlamaya çalışıyor. Ben ilk okumamı soldan sağa bildiğimiz düzende yaptım. Burada da anlamsal düzlemde kendimce tamamladığım bir versiyonu sunmak istiyorum.

*Ararken Aşk-ı Memnu Aşksız İnsanlar

İnsanlar yasak aşkı (aşk-ı memnu) ararken (ki bu bir yanıyla aşkın en heyecanlı halidir) aşksız kalıyorlar.

*Av Avare Yıllar Ayrı Dünya

Soyutlanmış hissettiğim bir dünyada yıllar başıboş bir halde kendi avımı arayarak ama bir yanıyla da kendimi av gibi hissederek geçiyor.

*1 + 1 Bir Açıdan Bir Ölü Evi.

Avım aslında ikiye ulaşma çabasının sonucu olarak bir başka insan. Tamamlanma çabası. Ancak yanlış insanla birlikte bu his ölü evi ağırlığına benzer bir hisse dönüşüyor.

(İkinci bendin ilk kelimesi bozgun. Birkaç anlamı var. Birisi yenilgi. İlk olarak şiirde kullanılan versiyonu bu gibi düşünsem de dize sonundaki bozuk düzen bozgunu ikinci anlamına yaklaştırıyor gibi hissediyorum. Bir toplulukta karşılıklı güvenin bozulması ile beliren karışıklık. Yani fikrimce dize, hem bireysel hem de toplumsal olarak okunabilir. Ben bu okumada şiirin öznesi olarak düşündüğüm kişinin iç dünyasından okumayı tercih ediyorum.)


*Bozgun Bozgunda Bozuk Düzen

Yenildim, bir çeşit bozguna uğradım. Bu sebeple düzenim bozuldu, kendimi iyi hissetmiyorum.


* Gölge Gölgeler Gölgeleri Kullanmak

Fark edilmemek, göze batmamak için gölgelerde yaşıyorum. Bu da bana gövdemi, gölgemi kaybettirdi. Bir çeşit derinlik yitimi…


* Havada Bulut -Yok Havadan Sudan

Hava apaçık olunca bir çeşit umutla sokaklara iniyor insanlarla konuşuyorum

* Katran Kişi Kirli Ağustos.

Ancak yine hayal kırıklığı… Çünkü dünyamız kirli bir yer. Yine gölgelere çekiliyorum.


* Korku Kuyularda Kuyuda Yusuf

Korkuyorum. Ölmekten, unutulmaktan, karanlıkta kalmaktan kuyudaki Yusuf gibi korkuyorum.


* Yaban Yaşadıkça Yaşamasız

Bu korkular beni yabanileştiriyor, insanlardan uzaklaştırıyor, yaşıyor gibi hissedemiyorum kendimi.


* Yanık Hava Yanardağ Yanartaş.

İçimi yakıyor bu düşünceler. Acı bir ağıt yakıyorum. Ölüme yaklaştığımı hissediyorum.

Şiirin böylesi basit ifadelerle bütün güzelliğini yitirdiğini biliyorum. Çağrışımların net bir dökümünü yapmak çok zor. Yazdıklarımın, çıkarımlarımın oldukça kişisel şeyler olduğunun da farkındayım. Ancak şairi bunu amaçladığını apaçık belirtmişken ve şiir başlığıyla birlikte çağrışımın asıl mesele olduğunu vurgulamışken okura başka ne yapmak düşüyor bilemiyorum. Zaten işin güzel tarafı da bu değil mi? En nihayetinde bu okumayla birlikte şiir benim şiirim haline dönüşüyor.

Bu türden denemelerin gerçeküstücülerden başlayarak çok kere yapıldığını, sürekli birilerinin çıkıp şiirde büyük değişiklikler yapma umuduyla manifestolar yayınladığını biliyoruz. Çeviriler yapan, dünya edebiyatını takip eden hatta o dönem Almanya’ya Yüksel Pazarkaya’nın yanına gitmiş ve şiirdeki başka gelişmeleri de görmüş Behçet Bey’in de bu yaptıkları tamamıyla yeni sayılmazlar. Ama bunlara Amerika’nın yeniden keşfi demek de doğru olmaz. Çünkü ortaya böylesine başarılı ve bütünlüklü bir şiir çıkarmak çoğu zaman mümkün değildir. Değişim heveslilerinin pek çoğu da dergi sayfalarında kaybolup giderler.

Bu sebeple Bir Sözlükte Kitap Adları’nın şiirimiz için önemi tartışılmaz boyuttadır.

Gelelim Bronskopi’ye…

Öncelikle şiir boyu karşımıza çıkan terimlerin anlamlarına bakmadan sadece bildiğimiz kelimelerle ilerleyelim.

* Bronskopi’nin kolonoskopi, endoskopi gibi bir çeşit tıbbi görüntüleme yöntemi olduğunu tahmin ediyorum.


* Genel anestezi altında

Genel anestezi bayıltmak demek bunu biliyorum.


* Sağ ana bronşa girildi

Bronş ciğerlerle ilgili diye düşünüyorum.


* Kısmen mobil ve normal mukoza

Kısmen kelimesi olumsuz bir çağrışım yapıyor ama normal sözcüğü tedirginliğimizi gideriyor.


* Açık bronş ağızları, segment ve lob

Buradan bir şey anlamıyorum.


* Sekresyon yok, tümöral bir kitleye rastlanmadı

Sekresyonu bilmiyorum ancak tümörü biliyorum. Kanser ihtimali… Demek ki kanser şüphesiyle bronskopi yapılıyor ama iyi haber tümöre rastlanmamış.


*Dışardan ve sol yandan baskı altında

Baskı pek olumlu bir çağrışım yapmıyor.


*Sol ana bronş

Önceki dizeye gönderme yapıyor. Baskı altında olan sol ana bronşmuş.


*Rijit bronskopiyle görülebilen kısmında

Bunu anlamıyorum.


*Mukoza normal

Önceki dizeyi tamamlıyormuş. Yine normal sözcüğü var. İçimiz rahatlıyor.


*İntrabronşit bir patolojiye rastlanmadı

Patoloji; hastalık, mikrop gibi olumsuz bir şey. Bu sebeple rastlanmamış olmasına sevinebiliriz.


*Sol plevrada sıvı görünümündeki yere
Dize tamamlanmamış gibi duruyor. Sonrakine bakıyorum.


*Torosentez yapılması gerekir
Torosentez ne demek bilmiyorum. Belki bir çeşit tahlil ya da tedavi yöntemi olabilir. Bir problem mi var yoksa diye düşünüyorum.


*Hasta bu durumda bir mediasten tümörü
Ne! Tümör mü? Mediasten ne demek? İyi mi kötü mü?


*Bir mediasten tümörü
Yineliyor. Benim gibi şair de şaşırıyor galiba. Belki de yıkılıyor. Bu, işlerin kötüye gittiği hissini uyandırıyor.


*İzlenimini veriyor
Dizeler tamamlanıyor.


*İnoperabl bir tümör

İnoperabl ne demek bilmiyorum. Dayanamıyor ve hemen anlamına bakıyorum. Ameliyat edilemez demekmiş. Behçet Bey gibi ben de yıkılıyorum.

Yukarıda bahsettiğim ve bu şiire dikkatimi çeken makaleden dolayı şiirin Behçet Bey’in epikriz raporundan oluşturulduğunu biliyorum. Makalenin sonunda da raporun bir kopyası mevcut. Yani şair kendi eliyle, onu ölüme götürecek sürecin kaydını tutmuş oluyor. Üstelik inoperabl ifadesinden de anlaşıldığı üzere sonunu bile bile yapıyor bunu. Belki de tam da bu sebeple dünyayı temel algılayış biçimi olan şiire kendi raporunu, bronskopi sonucunu, ölümünü sokmadan duramıyor Behçet Bey. Elbette işin ustalık kısmını da boşlamadan… İlk iki bentteki rastlanmadı ifadelerine karşılık son bendi tümör ile bitirip bir de mediasten tümörü ifadesini 14. dizede yineleyerek tıbbi terimlerle dolu olan bir şiiri herkesin anlayabileceği seviyeye getiriyor. Şiiri bambaşka bir yöntemle çıkarıyor oradan.

Bu halleriyle iki şiirin bir açıdan birbirlerini tamamladığını, çağrıştırdığını da eklemek gerek. Bir Sözlükte Kitap adları gibi Bronskopi de üç bölümden oluşuyor ve benim için bunlar hayatın evreleri gibi tınlıyor. Giriş, gelişme, sonuç; doğum, yaşam, ölüm… Girişte de bahsettim. Ölüm kaçınılmaz bir son. İki şiir de bizi o son ile yüzleştiriyor.

Bir Sözlükte Kitap Adları hem biçimi hem de birbiriyle alakasız duran kelime tercihleriyle, Bronskopi ise terimlerin yoğun kullanımıyla okuru kendine yabancılaştırıyor. Ancak tam da bu noktada geriye kalanın, saf haliyle şiir olduğunu iddia etmek (kendi adıma söylüyorum) yanlış olmaz. Çünkü iki şiir de tatmin duygusunu yaratmakta çok başarılı.

Yani kısacası ev şairi, evcimen şair gibi tanımlamaların ötesinde Behçet Bey, tartışmaya yer bırakmayacak derece iyi bir şair ve ondan öğrenilecek çok şey var.

Okur gözüyle söylemek istediklerim kısaca bunlardı. Umarım derdimi anlatabilmiş ve Necatigil’in hatırasına yakışır bir yazı yazabilmişimdir.

Şiir sizi kutsasın.

Yararlı Olabilecek Bağlantılar

  1. https://turkoloji.cu.edu.tr/YENI%20TURK%20EDEBIYATI/gonca_gokalp_gostergebilim_acisindan_bir_siir_degerlendirmesi.pdf

  2. https://dergipark.org.tr/tr/pub/literatureandhumanities/issue/83327/1447321

  3. https://www.academia.edu/33027864/EFD_JFL_Bir_T%C4%B1bbi_%C5%9Eiirin_Hik%C3%A2yesi_Beh%C3%A7et_Necatigilin_%C5%9Eiirsel_Yarat%C4%B1c%C4%B1l%C4%B1%C4%9F%C4%B1_%C3%9Czerine_Bir_%C4%B0nceleme_A_Story_Of_A_Medical_Poem_An_Inquiry_On_Poetic_Creativity_Of_Beh%C3%A7et_Necatigil

  4. https://www.k24kitap.org/kritik/behcet-necatigil-gorunmezin-golgesi-3657

  5. https://saltonline.org/tr/2571/kayip-avangart-yuksel-pazarkaya-stuttgart-somut-siir-okulunda-1959-1972

Rastgele

Yorumlar (0)

Yorum yazmak için giriş yapmalısın.