
SİNA AKYOL'UN HAMALŞİİR'İ ve DİĞER ŞEYLER
“‘Ölüm’ Dediğim Benden İbaret”se Yaşam Dediğim de Benden İbaret
Elimde, Kitap-lık dergisinin Nisan 2007’de yayımlanmış 104. sayısı var. Yani 104. sayıyı ele geçirdim, he he he. Kapağında 5 YTL (Yeni Türk Lirası) yazıyor ama paramız herhâlde eskidiği için başındaki “Yeni” ibaresini sildiler bi ara. Aynı derginin Mayıs-Haziran 2023 sayısında (227. sayı) 60 TL yazıyor. 11 kat artmış 16 yılda (güzel para kanka, pardon, enflasyon). Ha ben ne kadara aldım, bilmiyorum. En arka sayfasında bir sahafın kurşun kalem yazısıyla 10 TL yazıyor. Ben, sahafın mezadından aldım.
Dergimize Dönelim: 13 Şubat 2007’de şair Adnan Satıcı dünyadan veda etmiş. Yine şair olan Sina Akyol, Adnan Satıcı’ya armağan olarak bir şiir kaleme almış. Hemen peşinden de kimseye armağan olmayan, kendi gündemine paralel bir şekilde ölüm kokan Hamalşiir’i geliyor dergideki sayfada:
“‘Ölüm’
dediğim
benden
ibaret;
varım, can–
havliyle
taşıyorum
onu.”
(Sina Akyol, Kitap-lık Dergisi, Sayı: 104, Nisan 2007; Sayfa 12.)
Bende Sina Akyol’un herhangi bir kitabı yok ancak elimdeki seçkilere, dergilere ve internete baktığımda; şiirin güzelliğinin yanında en kısa Sina Akyol şiirinin bu olduğunu fark ettim. Neredeyse birer kelimeden oluşan dizelere pek sık rastlanılmıyor şiirlerinde. Sehl-i mümteni diyemeyeceğimiz kadar lirizmden uzak, yan yana yazıldığında bir mensur şiirden daha çok bir küçürek öyküye benzeyecek şiirlerden bu.
Edebiyatın içinde olanlar az çok anlayacaktır; bu şiir tek başına, kurumsal veya yayıncılığa yirmi otuz yıllarını vermiş yayıncıların yayımlamaya ilk tercihi olmayacak bir şiir. Eğer isminiz yoksa edebiyat piyasasında, adınız Google’a yazıldığında karşısında tirajı ve prestiji yüksek dergiler falan çıkmıyorsa, en iyi ihtimalle “başka örnekler” isteyecekler ya da reddedecekler. Sincan İstasyonu’na, orada yayımlanmış düzyazımdan sonra “biraz daha, biraz daha” denerek sonunda bir tanesini kabul ettirip yine de yayımlatamadığım şiirim gibi mesela. Neyse. Benim anılarımdan ilerleyeceksek, konu Kitap-lık’ın mensubu olduğu aile olan YKY’nin, “Yollayın değerlendirelim” dedikleri şiir antolojimi “Yolladınız ve olumsuz değerlendirdik” deyişine, makamı kendilerince büyük bir yöneticinin konuyu anlamamış sekterine “Mehmet H. Doğan olmadığım için mi, beğendiğiniz antoloji fikrini bana bir ayda antolojiyi hazırlatarak yayımlamadınız?” deyişime cevapsız kalışına kadar gider. Cevapsız kalmayalım, devam edelim.
Şiiri kefenledik, tabutuna çivi çaktık gibi oldu ancak ben türlerarasılığı da, okurun kafasını karıştıran çeşitliliği de severim. Biçim eleştirimin günahını çıkardıktan sonra, biçeme geçebilirim.
Şiirdeki ölüm ile yaşam, can ve varlık arasında birbirini zorunlu kılan var oluş, incelikle işlenmiş. Şairimiz bir “var” olarak, daha doğrusu bir “doğmuş” olarak ölümü kendisinde buluyor. Çünkü ölüm, bir gerçek değil bir düşünsel var olan olarak, gerçek var olan “doğum”la birlikte var oluyor. Ölümü bırakmak canı da bırakmak olacağı için, mecburen ama farkında olarak da var oluşunu beraberinde taşıyor şair. Nasıl? Can havliyle. Buradaki çift anlamlılık, şiir sanatının bu şiirde zirve yaptığı yer aynı zamanda.
Yorumlar (0)
Yorum yazmak için giriş yapmalısın.
