
On iki yaşındaydım, gölgesinde yürüdüğümde ağaçların
Biraz peri tozu olsaydı, belki uçardım
Rüzgârın taşıdığı esintiyle
Bu eksik dünyada beni anlayan kargalarla
Dizeler çok uzaktı
Kim bilir daha kaç basamak çıkacaktım merdivenlerden
Cebimde zamanın paslı anahtarı
Kim bilir kaç tehlikeli burgaçtan geçecektim
Böylece anlamaya çalıştım her yaşadığım anı
Belki önemsiz biriydim ama bunun önemi yoktu
Sorular ne kadar zor olsa da korkutmuyordu beni
Ekim güneşi altında yazmaya başladım
Ve hâlâ yazıyorum
Küllerin arasından doğuyorum her sabah
Biliyorum anlamı olmalı bu inatçılığımın
Tanrı’nın armağanı belki, zamana direnen bu yanım
Yorumlar (0)
Yorum yazmak için giriş yapmalısın.
