ŞIIR

bu da şiir mi la?

Yavuz Evliyaoğlu
Yavuz Evliyaoğlu
·15 Haziran 2026 · 11:5216 Eylül 20263725 yanıt
birisi yazdığı metne şiir derse, bir başkası onun şiir olmadığını iddia edebilir mi? her yazılan şiir, aslında şiir değil midir? şairinin ona biçtiği tür ölçüsünde mi bir metnin şiir olup olmadığı belirlenir? yoksa şiir, şiir olarak ortaya çıkmışsa çıkmıştır; değilse "bu da şiir mi la" dedirtir mi kendine?

Yanıtlar (5)

  • Shadow Lady
    Shadow Lady21 Haziran 2026 · 22:31

    evet. her şiir şiirdir ama her şiir iyi şiir değildir.

  • ÇENGEL'E TAKILDITuba Tanrıverdi
    Tuba Tanrıverdi22 Haziran 2026 · 10:42(düzenlendi)

    bir metne "bu şiir değil" demek aslında "benim şiir beklentilerime ve estetik zevkime uymuyor" demenin bir başka yoludur. edebiyat tarihinin de "bu da şiir mi la?" kavgalarıyla dolu olduğu, bugün baş tacı edilen birçok şair zamanında aforoz edildiği malumdur. garip akımı vezni ve kafiyeyi sokağa attığında, dönemin pek çok otoritesi tam olarak "bu da şiir mi la?" tepkisini verdi. nazım hikmet kelimeleri merdiven basamakları gibi sayfa üzerine dizdiğinde bu metinler için de "makine gürültüsü" veya "alt alta dizilmiş düzyazı" dediler. ikinci yeni işi bir adım ileri taşıyıp dilbilgisini ve mantığı da yıktı. "üvercinka" gibi kelimeler uydurup gerçeküstü imgeler kurduklarında dönemin hem toplumcu gerçekçi şairleri (attilâ ilhan gibi) hem de geleneksel eleştirmenleri onlara savaş açtı. yazdıkları "anlamsız şiir" olarak yaftalandı. eleştirmenlere göre bunlar şiir değil, burjuva bunalımı ve dil safsatasıydı. bugün modern amerikan şiirinin kurucusu kabul edilen whitman, 19. yüzyılda upuzun, ölçüsüz dizelerle sokaktaki adamı ve bedeni yazdığında edebiyat dergileri onun başyapıtı çimen yaprakları için "bir şiir kitabı değil, bir çöp yığını" yorumunu yaptı. neticede dünün "şiir dışı" ilan edilen isyanları, bugünün ders kitaplarında okutulan şiir kurallarına dönüştü. bence bir metnin şiir olup olmadığını belirleyen asıl nokta, içinde "şiirsel töz" barındırıp barındırmadığıdır. şiirsel töz; bir metne "şiir" dediğimizde içinden çekip çıkaramadığımız, çeviri yaparken başka bir dile aktarmakta en çok zorlandığımız, anlamdan ziyade hisse ve sese dayanan o kurucu ruhtur. düzyazıyı kelimelerini değiştirerek, kısaltarak veya kendi cümlelerinizle özetleyerek bir başkasına aktarabilirsiniz. şiirsel töz özetlenemez. çünkü şiirde ne söylendiği ile nasıl söylendiği birbirinden ayrılamaz bir bütündür. düzyazıda bir kelimenin yerine eşanlamlısını koyduğunuzda yapı genellikle çökmez. ancak içinde şiirsel töz barındıran bir metinde kelimelerin dizilimi, sesi ve ritmi kilitlenmiştir. kelimenin yerini değiştirdiğinizde kurulan imge dünyası yıkılır. düzyazılarda kelimelere değil onların gösterdiği anlama bakarız. şiirde ise kelimelerin kendi varlıklarına, seslerine ve dokularına odaklanmaya başlarız. dil, bir iletişim aracı olmaktan çıkıp başlı başına bir estetik nesneye dönüşür. eğer bir metnin içinde bu töz yoksa metin ne kadar süslü, kafiyeli veya ağdalı olursa olsun ruhsuz bir manzumeden öteye geçemez. burada asıl mesele, yazarın ne iddia ettiği değil de, metnin o şiirsel tözü okura geçirip geçiremediğidir. şiirsel tözün okuyucuya nasıl ve ne zaman geçeceği de bilinemez, kitle özümsemeye fikren ve zikren hazır olmayabilir. o şiir zamanını bekler ki, bu bana göre şu anlama gelir; ne şair, ne her dönemin kural koyucu, sınır çizici otorite (!) lobisi, ne ahkam kesici okuru metnin şiir olup olmadığından emin olamaz. bu gizemi ortaya çıkarabilecek tek unsur zamandır. zaman, edebiyatın en acımasız ama en adil eleştirmenidir.

  • Yavuz Evliyaoğlu
    Yavuz Evliyaoğlu22 Haziran 2026 · 19:43
    Tuba Tanrıverdi: bir metne "bu şiir değil" demek aslında "benim şiir beklentilerime ve estetik zevkime uymuyor" demenin bir başka yoludur. edebiyat tarihinin de "bu da şiir mi la?" kavgalarıyla dolu olduğu, bugün baş tacı edilen birçok şair zamanında aforoz edildiği malumdur. garip akımı vezni ve kafiyeyi sokağa attığında, dönemin pek çok otoritesi tam olarak "bu da şiir mi la?" tepkisini verdi. nazım hikmet kelimeleri merdiven basamakları gibi sayfa üzerine dizdiğinde bu metinler için de "makine gürültüsü" veya "alt alta dizilmiş düzyazı" dediler. ikinci yeni işi bir adım ileri taşıyıp dilbilgisini ve mantığı da yıktı. "üvercinka" gibi kelimeler uydurup gerçeküstü imgeler kurduklarında dönemin hem toplumcu gerçekçi şairleri (attilâ ilhan gibi) hem de geleneksel eleştirmenleri onlara savaş açtı. yazdıkları "anlamsız şiir" olarak yaftalandı. eleştirmenlere göre bunlar şiir değil, burjuva bunalımı ve dil safsatasıydı. bugün modern amerikan şiirinin kurucusu kabul edilen whitman, 19. yüzyılda upuzun, ölçüsüz dizelerle sokaktaki adamı ve bedeni yazdığında edebiyat dergileri onun başyapıtı çimen yaprakları için "bir şiir kitabı değil, bir çöp yığını" yorumunu yaptı. neticede dünün "şiir dışı" ilan edilen isyanları, bugünün ders kitaplarında okutulan şiir kurallarına dönüştü. bence bir metnin şiir olup olmadığını belirleyen asıl nokta, içinde "şiirsel töz" barındırıp barındırmadığıdır. şiirsel töz; bir metne "şiir" dediğimizde içinden çekip çıkaramadığımız, çeviri yaparken başka bir dile aktarmakta en çok zorlandığımız, anlamdan ziyade hisse ve sese dayanan o kurucu ruhtur. düzyazıyı kelimelerini değiştirerek, kısaltarak veya kendi cümlelerinizle özetleyerek bir başkasına aktarabilirsiniz. şiirsel töz özetlenemez. çünkü şiirde ne söylendiği ile nasıl söylendiği birbirinden ayrılamaz bir bütündür. düzyazıda bir kelimenin yerine eşanlamlısını koyduğunuzda yapı genellikle çökmez. ancak içinde şiirsel töz barındıran bir metinde kelimelerin dizilimi, sesi ve ritmi kilitlenmiştir. kelimenin yerini değiştirdiğinizde kurulan imge dünyası yıkılır. düzyazılarda kelimelere değil onların gösterdiği anlama bakarız. şiirde ise kelimelerin kendi varlıklarına, seslerine ve dokularına odaklanmaya başlarız. dil, bir iletişim aracı olmaktan çıkıp başlı başına bir estetik nesneye dönüşür. eğer bir metnin içinde bu töz yoksa metin ne kadar süslü, kafiyeli veya ağdalı olursa olsun ruhsuz bir manzumeden öteye geçemez. burada asıl mesele, yazarın ne iddia ettiği değil de, metnin o şiirsel tözü okura geçirip geçiremediğidir. şiirsel tözün okuyucuya nasıl ve ne zaman geçeceği de bilinemez, kitle özümsemeye fikren ve zikren hazır olmayabilir. o şiir zamanını bekler ki, bu bana göre şu anlama gelir; ne şair, ne her dönemin kural koyucu, sınır çizici otorite (!) lobisi, ne ahkam kesici okuru metnin şiir olup olmadığından emin olamaz. bu gizemi ortaya çıkarabilecek tek unsur zamandır. zaman, edebiyatın en acımasız ama en adil eleştirmenidir.

    o kadar güzel anlatmışsınız ki, kaleminize sağlık.

  • Uygar Özcan15 Eylül 2026 · 16:47

    kitabım 'gölge ben' de şiiri, bir şiirle anlatmıştım. başka bir dergide yayımlandığından, burada paylaşamadım. ama güzel bir örnek olacaktır. şiir faili meçhul bir cinayettir bazen, bazense, cesede can veren, aydınlık bir sihir bir kaptanın seyir defterini tutarsın bazen, bazense, kaptanın ta kendisindir. yamalı duvarları olan bir otel odasında çaresiz bir adam iken, gösterişli bir sarayda konuk edebilir seni şiir siyahı tarif ederken, beyaza boğulursun bazen aya da benzerken, aynı zamanda güneş gibidir. kıyıdaki ihtiyara benzer bazen, bazense, martı olur kıyıdaki cesedi kemirir. bir şiiri, herkes anlamayabilir ki bu bence iyidir zaten şiir, herkesin bilmemesi gereken, rengarenk, gizli bir dil gibidir.

  • @zagalar
    @zagalar16 Eylül 2026 · 13:51

    bu akrostiş şiirimle masayı görüyor ve arttırıyorum. bir şey karaladım gece gece, uykunun kıyısında, yere düşeceği belirsizce. dedim adına şiir, ama velakin ne şiir. şair mi oldum şimdi ben, iki dizelik bir dörtlükten? içimden geldi derim nasılsa rastgele kelimelerin arasında. madem biri öyle, dedi. işte şiir de böyle bir şeydi. lafı uzatınca sanat-ı haz oldu, azaltınca, bu da şiir mi la?

Yanıt yazmak için giriş yapmalısın.