EDEBIYAT

kolektif öykü: başlangıcı benden, devamı sizden

Ersoy Kanay
Ersoy Kanay
·27 Eylül 2026 · 20:0926 dakika önce252 yanıt
başlangıcı yazıyorum. sen devam et. şehir gözlerini zar zor açmıştı ama yüzünü henüz yıkamamıştı. güneş ışığı gri gökyüzünü delmeye hazırlanıyordu. sokak lambaları birer birer sönerken, rüzgar karanlık bir uğultuyla şeytana sesleniyordu. kısık bir televizyon felaket haberlerini bağırarak duyururken, kimisi aceleyle giyinmiş, kimisi de kahvesinin yanına kek bırakmıştı. insanlığın en büyük hatası, her günün bir öncekini yansıtacağına inanmaktı. ama bu sabah bir şey farklıydı.

Yanıtlar (2)

  • ÇENGEL'E TAKILDIYavuz Evliyaoğlu
    Yavuz Evliyaoğlu27 Eylül 2026 · 20:22

    televizyondan verilen felaket haberlerini kimse dinlemiyordu. çünkü ses olsun diye açılırdı artık televizyon. zira sabahın köründe kimsenin televizyon izleyecek vakti de yoktu. bu yüzden de olacaklardan habersiz bir şekilde evlerinden dışarı çıktılar. işlerine, okullarına veya her ne sikim yapacaklarsa... evde kalanların şansı kulakları yırtan gürültünün desibelinin biraz daha az olmasıydı. yer altında çalışan maden işçileri hariç tüm dünya israfil'in surunun sesini bir şekilde duydu. kundaktaki bebekler bile. ahiret başlamıştı ve kulağı kanayan milyarlarca insan, yaşadığı şeyi anlamlandırmakta gecikmemişti. zonguldak'ta maden işçisi olarak çalışan zekeriya ve arkadaşları 8 mesaisiyle madene girmiş, yerin 275 metre altında maden kazmakla uğraşıyorlardı. bir titreşim hissedildi ama kulaklarına bir şey gelmedi. çalışmaya devam ediyorlardı ta ki yukarıdan gelen "kıyamet kopuyor, sur üflendi, herkesin kulağı kanadı, burası perişan. nasılsınız? orada durum nedir? iyiyseniz buraya hiç gelmeyin" mesajına kadar. zekeriya madende çalışıyordu ama sendikalıydı. mücadeleci ruhu onu aktivist bir insan yapmıştı. formenliğe yükselmişti. işçilerin sevdiği biriydi ve mesaj şimdi onun elindeydi. aşağıda kıyametin koptuğundan habersiz kendisi de dahil 12 kişi vardı.

  • Engin Kahraman
    Engin Kahraman27 Eylül 2026 · 22:06(düzenlendi)

    zekeriya "zaten anamızdan emdiğimiz süt burnumuzdan geliyor ve bir yerimizden akıyor bir de dalga geçiyorlar" diye söylendi. söylenmeye devam ederken mesajı hışımla buruşturup fırlattı. ocağa arkadaşlarının yanına giderken sabah kahvaltısı için paydos zamanının geldiğini düşündü. yukarıdan gelen mesajı tekrar hatırladı ve "yok sur üflenmişmiş de falan. işte asıl kıyamet burada; üç kuruşa ciğerlerimizde kömür tozu çekiyoruz oksijen yerine; gökyüzü yok, kuş sesi yok, rüzgar sesi yok. patlama, göcük korkusu... bundan ala kıyamet mi olur diye belli belirsiz mırıldanarak yürüdü. ya gerçekten kıyamet kopsaydı diye düşündü. tedirgin bir gülümseme belirdi yüzünde. "olur mu ya... öyle olsa güneş batıdan doğardı. sabah güneş bakkal remzinin evinin üzerindeydi" diye düşündü.

Yanıt yazmak için giriş yapmalısın.