yeni semt = yeni ben sanrısı
Yanıtlar (11)
Yavuz Evliyaoğlu12 Haziran 2026 · 08:01kendi personalarından memnun olmayan insanlar, hayalindeki personaya yaklaşmak için çeşitli girişimlerde bulunurlar. sanırım bu da onlardan biri. viski içtiğini söyleyebilmek için viski içmek, cihangir'de oturduğunu söyleyebilmek için oraya taşınmak, ..... mutfağına bayılıyorum demek için parasını o .... mutfağına harcayıp durmak vs. bu arada emlakçı peygamber fikri güzelmiş :)
- Fatma Betül Erbilen12 Haziran 2026 · 12:40
yeni ben sanrısının bir kısmında gerçekliğin de payı olduğunu düşünüyorum aslında. belki biraz maske ve taklit bir gerçek ama yine de gerçek. kendi isteğiyle muhit, ülke vs. değiştiren insanda var olduğu kişiden başka, var olduğu çevreyi de değiştirme arzusu tetikleyici olabilir. hani kuralsız bir yerde yere tüküren birinin kurallı bir yerde oradaki kurallara - korku, kaygı, ayırt edilmeme, uyum gösterme, onlardan biri olma isteği vs ile - kendini adamışçasına, saçma bile gelse uyması mesela bir örnektir. yeni ben sanrısı bu anlamda hem doğru hem yanlış bence. demek ki yeni bir davranışı giyinebiliyor, ama edinemiyor da olabilir bu kişi. ama bazen yeni kurallar eski kuralsızı adam da etmiş de olabilir. o yüzden "neydim ne oldum diye" kasılan ve bunu prestij meselesi haline getiren bir kişi değilseniz belki de sanrıya yer bırakmadan gerçek bir değişim yaşamış da olabilirsiniz.
Enes12 Haziran 2026 · 17:46Fatma Betül Erbilen: yeni ben sanrısının bir kısmında gerçekliğin de payı olduğunu düşünüyorum aslında. belki biraz maske ve taklit bir gerçek ama yine de gerçek. kendi isteğiyle muhit, ülke vs. değiştiren insanda var olduğu kişiden başka, var olduğu çevreyi de değiştirme arzusu tetikleyici olabilir. hani kuralsız bir yerde yere tüküren birinin kurallı bir yerde oradaki kurallara - korku, kaygı, ayırt edilmeme, uyum gösterme, onlardan biri olma isteği vs ile - kendini adamışçasına, saçma bile gelse uyması mesela bir örnektir. yeni ben sanrısı bu anlamda hem doğru hem yanlış bence. demek ki yeni bir davranışı giyinebiliyor, ama edinemiyor da olabilir bu kişi. ama bazen yeni kurallar eski kuralsızı adam da etmiş de olabilir. o yüzden "neydim ne oldum diye" kasılan ve bunu prestij meselesi haline getiren bir kişi değilseniz belki de sanrıya yer bırakmadan gerçek bir değişim yaşamış da olabilirsiniz.
yalan yeterince uzun sürerse gerçeğin ta kendisi olur. ama buna karakter gelişimi demek fazla romantik geliyor bana. yere tüküren adam tükürmeyi erdeminden bırakmıyor; dışlanmaktan, öküz damgası yemekten korktuğu için bırakıyor. lüks mekanda kadeh kaldıran adamla, sokakta sümküren herif arasında da sanıldığı kadar fark yok. ikisi de insan. birinin elinde kristal bardak var, diğerinde pet şişe. ama ikisi de fırsatını bulunca birbirine dönüşecek kadar insan. fazla anlam yüklemeye gerek yok.
- Fatma Betül Erbilen12 Haziran 2026 · 21:48
Enes: yalan yeterince uzun sürerse gerçeğin ta kendisi olur. ama buna karakter gelişimi demek fazla romantik geliyor bana. yere tüküren adam tükürmeyi erdeminden bırakmıyor; dışlanmaktan, öküz damgası yemekten korktuğu için bırakıyor. lüks mekanda kadeh kaldıran adamla, sokakta sümküren herif arasında da sanıldığı kadar fark yok. ikisi de insan. birinin elinde kristal bardak var, diğerinde pet şişe. ama ikisi de fırsatını bulunca birbirine dönüşecek kadar insan. fazla anlam yüklemeye gerek yok.
fakat "değişim" denen mefhumu da tamamen gözden çıkarmamak gerekir sanki. hepsi özde değişim olmaz. ve yalan ve taklit olarak da kalabilir. ama bazen hadi değişim demeyelim de özde dönüşüm olabilir. başka bir etnik kimlikle doğup, göç eden birinci neslin aksine ikinci nesil bazen uyumun da ötesinde yerin kültürüyle asimile bile olabilir. elbette konunun ilk başında neyi kastettiğini anlıyorum bu arada. üniversitede bir hocamız, kentsel dönüşüm adı altında yapılan, mahalleyi yerinden edip yeniden yaparken sterilize etme tarafı bir yana, bir de yerini terk etmeyenlerin veya oraya gelip gidenlerin oluşturduğu duruma arabesk demişti. ekonomik olarak apartman dairesini karşılayamadığı için gecekonduda oturan, gecekondu bölgesi "kentsel dönüşüm adıyla" talan edildiğinde başka görece daha "nezih"bir çevrede bir apartman dairesine yerleşen kişi değişemiyor mesela. 4. katta otururken hala sofra bezini yer evindeki gibi silkeleyip huzursuzluk bile verebiliyor. y kuşağının statü ile ilişkisi, instagram'ın cilalanmış hayatları vs derken sadece semt değiştirmemizle bile örneklemeye gerek yok aslında. mesele aslında kişinin kendisini bir şekilde kendisinin olduğu noktadan ileri gördüğü yere, statüye, bilgiye vs ulaştığında olduğu yeri, olduğu şeyi gözünde büyüterek "ne oldum, of nasıl da oldum" noktasından bakacak sığ tarafıyla yaklaşıp gerçek bir "o olma"ya ulaştıracak hatta "ondan daha iyisi" olmaya götürecek tevazudan uzak olması denebilir hatta belki.
Enes13 Haziran 2026 · 00:35Fatma Betül Erbilen: fakat "değişim" denen mefhumu da tamamen gözden çıkarmamak gerekir sanki. hepsi özde değişim olmaz. ve yalan ve taklit olarak da kalabilir. ama bazen hadi değişim demeyelim de özde dönüşüm olabilir. başka bir etnik kimlikle doğup, göç eden birinci neslin aksine ikinci nesil bazen uyumun da ötesinde yerin kültürüyle asimile bile olabilir. elbette konunun ilk başında neyi kastettiğini anlıyorum bu arada. üniversitede bir hocamız, kentsel dönüşüm adı altında yapılan, mahalleyi yerinden edip yeniden yaparken sterilize etme tarafı bir yana, bir de yerini terk etmeyenlerin veya oraya gelip gidenlerin oluşturduğu duruma arabesk demişti. ekonomik olarak apartman dairesini karşılayamadığı için gecekonduda oturan, gecekondu bölgesi "kentsel dönüşüm adıyla" talan edildiğinde başka görece daha "nezih"bir çevrede bir apartman dairesine yerleşen kişi değişemiyor mesela. 4. katta otururken hala sofra bezini yer evindeki gibi silkeleyip huzursuzluk bile verebiliyor. y kuşağının statü ile ilişkisi, instagram'ın cilalanmış hayatları vs derken sadece semt değiştirmemizle bile örneklemeye gerek yok aslında. mesele aslında kişinin kendisini bir şekilde kendisinin olduğu noktadan ileri gördüğü yere, statüye, bilgiye vs ulaştığında olduğu yeri, olduğu şeyi gözünde büyüterek "ne oldum, of nasıl da oldum" noktasından bakacak sığ tarafıyla yaklaşıp gerçek bir "o olma"ya ulaştıracak hatta "ondan daha iyisi" olmaya götürecek tevazudan uzak olması denebilir hatta belki.
insanların değişebildiğine inanıyorum aslında. inanmadığım şey, insanların değişim hikâyeleri. çünkü gerçekten değişen birinin ilk kaybettiği şeylerden biri kendini ispat etme ihtiyacı oluyor. o yüzden biri çıkıp da yarım saat boyunca bana nasıl bambaşka biri olduğunu anlattığında, anlattıklarından çok anlatma isteğine takılıyorum. insan bazen gerçekten değişiyor da olabilir. sadece bunu ted konuşmasına çevirmeseler daha ikna edici olacak.
Enes: insanların değişebildiğine inanıyorum aslında. inanmadığım şey, insanların değişim hikâyeleri. çünkü gerçekten değişen birinin ilk kaybettiği şeylerden biri kendini ispat etme ihtiyacı oluyor. o yüzden biri çıkıp da yarım saat boyunca bana nasıl bambaşka biri olduğunu anlattığında, anlattıklarından çok anlatma isteğine takılıyorum. insan bazen gerçekten değişiyor da olabilir. sadece bunu ted konuşmasına çevirmeseler daha ikna edici olacak.
kesinlikle hemfikirim. insan ispata ihtiyaç duyduğu şeye çok da sahip değildir bence de. yine de yanılma payımız için açık kapı bırakacağım. ispat edenin de sahip olduğu vakalar olsa gerek, insan denen canlının böyle bir tezatı var etmemesi daha garip olur çünkü, sanki...

sosyal psikoloji diye bilimsel bir gerçeklik var kabul etmek lazım. hepimiz bırakın semt değiştirmeyi girdiğimiz ya da halihazırda içinde bulunduğumuz ortamlara göre organik rollere bürünürüz. bunu maskelenme olarak görmemek gerek; uyum, gelenek, sorumluluk her neyse.. mesela evlat tuba, anne tuba, arkadaş tuba, eş tuba, işyerindeki tuba, beylikdüzündeki tuba, kadıköy'deki ya da tatildeki tuba vs hepsinin personası, haletiruhiyesi farklı. tuba tek bir tuba, hepsinin toplamı. semt değiştirmek konusuna gelecek olursak her sosyo ortam insanın içindeki farklı bir mekanizmayı tetikliyor, sinir ağlarımız içinde bulunduğu koşullara göre yeniden biçimleniyor, "tebdili mekanda ferahlık vardır" demiş ya atalarımız da. bence değişimden kasıt aslında gerçekten olduğu insan olabilme imkanı bulmuş olabilmesi de olabilir kişinin ya da tam tersi... üzerindeki tüm rollerinden soyunup çırılçıplak kalmadan kişi bile bilemiyor aslında nasıl bir töze sahip olduğunu, dışarıdan bakan nasıl görsün. ne demiş efes'li herakleitos; "panta rhei" (her şey akar). velhasılkelam her şey değişir; değişmeyen tek şey değişimin kendisidir.
- Erdem Uysal27 Temmuz 2026 · 14:00
başka bir ülkeye taşındım. ardından o ülkede başka bir şehre taşındım. ben, ben olmaktan çıkıp, çıktığım benden bir kez daha mı çıktım acaba. bilmiyorum. hollanda’dan selamlar.
Yavuz Evliyaoğlu30 Temmuz 2026 · 11:35Erdem Uysal: başka bir ülkeye taşındım. ardından o ülkede başka bir şehre taşındım. ben, ben olmaktan çıkıp, çıktığım benden bir kez daha mı çıktım acaba. bilmiyorum. hollanda’dan selamlar.
uzun dönemde ne hissettiğinizi paylaşın da bilelim, selamlar :)
Remziye Akça28 Ağustos 2026 · 13:59tebdil-i mekanda ferahlık varmış ama o mekanın fiziksel mekandan çok daha fazlası olduğunu anlamak için daha çok ev değiştirmesi gerekebilir bu insanların :)

30 yıllık şehrimi bırakıp yeni bir şehre göçtüm. oğlanın okuluna yakın olsun diye seçtiğim yeni semte. hep turistik taşralardaydım artık kendini sosyetik sanan büyükşehirde. hep müstakil evde oturdum artık 10 katlı apartmanın içinde bir yerlerde. heplerim artıklara dönüşüyor. benden geriye ne artacak bilmiyorum. arttırdığımız kadarız zaten. hepi topu bir ömürlüğüne.
Yanıt yazmak için giriş yapmalısın.
