Çengel Fanzin 6 yayında!Fanzin bölümünden okuyabilirsiniz.
FELSEFE

sizce tanrı bizi nasıl algılıyordur?. ve siz gerçekliği nasıl algılıyorsunuz?.

Lalija Zeox
Lalija Zeox
·16 Eylül 2026 · 22:353 gün önce1024 yanıt
bizimkinden bambaşka olduğu malum ve lsd tribi gibi deneyimler olarak tahayyül ediyorum ben. ama zihnimdeki paradoksiyel bir tür glicht efektinden dolayı görsellerine erişemiyorum. sizde nasıl gerçekleşiyor bu süreç?. hayal gücü yüksek bu toplulukta enteresan deneyimler vardır muhakkak :) bende en fazla sinestezi var ama bazen negatif etkileri de oluyor… :( 🤷🏻‍♀️✨

Yanıtlar (4)

  • @zagalar
    @zagalar17 Eylül 2026 · 06:04(düzenlendi)

    bu işi anlamak için ilk önce tanrı nedir sorusuyla işe başlamalıyız. şimdi milyarlarca yıldız, gezgen, boşluk, elementler, dna, miktarını tahayyül edemediğimiz canlı ve daha bilmediklerimiz; hepsi bir yaratıcıdan geliyorsa. insan zihni doğayı anlamlandıra bildiği kadar kavrar ve anlar bizim tanrıyı anlama sürecimizde böyledir. onu kendimize yakın görme ya da benimsemek için tarih boyunca insani özellikler katmışız. yani biz nasıl çevremizi anlıyorsak seviniyorsak, mutlu oluyorsak, üzülüyorsak, kızıyorsak... ve bir çok duyguyu da onun üzerine bindirmişiz. hal böyle olunca onu çeşitli şekillerde algıladığımızı sanıyoruz ve onunda bizi algıladığını düşünüyoruz. düşünüldüğünde yaratılan bu kadar parametrenin içinde aslında insan bir küçük virüs gibi bir şey ya da bir atom parçası. tanrı'nın bizi algılayıp algılamadığını değil, algılamak dediğimiz şeyin tanrı açısından bizim anladığımız anlamı taşıyıp taşımadığını bile bilmiyoruz. biz sadece denklemin parçalarından biriyiz belki de etkisiz bir elemanız. çünkü tanrı kavramı aslında bizim anladığımız şeyin çok çoooooook ve çooooooooook dışında bir varlık(bakın yine onu bir şeyin içine soktum kalıplaştırdım). uzun lafın kısası anlamadığımız bir şeyin bizi algılama biçimini de aslında net bir şekilde anlamak mümkün değil. benim için gerçek ise yaşadığım zaman zarfında güzel anılar biriktirdiğim bir yaşam ve sonrasında ise beni hatırlayan son insan öldüğünde bende yok olacağım.

  • ÇENGEL'E TAKILDIErsoy Kanay
    Ersoy Kanay17 Eylül 2026 · 18:21

    bana verilen en son bilgiye göre ölmüştü. ölüler algılayabilir mi konusu ise biraz karışık. algılamak beyindeki elektriksel aktiviteler ise ölülerin algılamadığı düşünülebilir. panpsişist görüşe bakarsak bilinç sadece beynin ürettiği bir şey değil evrenin temel bir niteliğidir. dolayısıyla bedensel ölüm algının sonu değil sadece boyut veya biçim değiştirmesidir. aslında ölüm hakkında çok az şey biliyoruz. mikro düzeyde bakarsak bir hücrenin öldüğü anı tam olarak bilmiyoruz. geri dönüşü olmayan zedelenmeden bahsediyor patoloji kitapları. yuvarlak yani. geri dönüşlü mü dönüşsüz mü bu net değil. beyin ölümü denilen şey de istatistiksel bir saptama. yani her beynin tam olarak öldüğü nokta belli değil. ölü kabul edilen hastaların eeg'leri işitme korteksinin duyusal uyaranlara yanıt vermeye devam ettiğini gösteriyor. yani teknik olarak ölüler sesleri duyabiliyor. sesi duyan bi canlı algılamaya devam ediyor olabilir. bunu kendi deneyimlerimden de biliyorum. kardiyoloji servis ve yoğun bakımlarında çalıştım. kalbi durup sonra geri çevirdiğimiz pek çok hastayla konuştum. sesleri çok derinden ve uğultulu duyuyorlar yorumluyorlar ve algılıyorlar. tanrısal bir düzenin yokluğunda duyulan o son sesler bir öte alem çağrısı ya da yargılanma sinyali değildir. maddenin kendi kökenine dönerken çıkardığı mekanik ve biyolojik bir gürültüdür. ancak bilincin o son genleşmesi bu mekanik sesleri devasa bir varoluşsal senfoniye kişinin kendi geçmişiyle yaptığı nihai bir hesaplaşmaya dönüştürebilir. yani öldüğümüzde zaman bizim bildiğimizden farklı ilerliyor olabilir. yani biz üç beş dakika sesleri duyabilir diye ölçüyoruz ama o sürenin farklı algılandığını düşünüyorum. tanrının var ve öldüğü düzlemde konuşursak buradaki zaman bizim sonsuz dediğimiz bi zamana eşit olabilir. yani ölü olsa bile bizi duyup algılıyor olabilir. "tanrı öldüyse ben kiminle berabere kaldım ya da ölüler aptallar ve diğer adam" isimli bi kitap yazmıştım. biraz oradan alıntı yaptım.

  • Lalija Zeox
    Lalija Zeox18 Eylül 2026 · 20:37
    @zagalar: bu işi anlamak için ilk önce tanrı nedir sorusuyla işe başlamalıyız. şimdi milyarlarca yıldız, gezgen, boşluk, elementler, dna, miktarını tahayyül edemediğimiz canlı ve daha bilmediklerimiz; hepsi bir yaratıcıdan geliyorsa. insan zihni doğayı anlamlandıra bildiği kadar kavrar ve anlar bizim tanrıyı anlama sürecimizde böyledir. onu kendimize yakın görme ya da benimsemek için tarih boyunca insani özellikler katmışız. yani biz nasıl çevremizi anlıyorsak seviniyorsak, mutlu oluyorsak, üzülüyorsak, kızıyorsak... ve bir çok duyguyu da onun üzerine bindirmişiz. hal böyle olunca onu çeşitli şekillerde algıladığımızı sanıyoruz ve onunda bizi algıladığını düşünüyoruz. düşünüldüğünde yaratılan bu kadar parametrenin içinde aslında insan bir küçük virüs gibi bir şey ya da bir atom parçası. tanrı'nın bizi algılayıp algılamadığını değil, algılamak dediğimiz şeyin tanrı açısından bizim anladığımız anlamı taşıyıp taşımadığını bile bilmiyoruz. biz sadece denklemin parçalarından biriyiz belki de etkisiz bir elemanız. çünkü tanrı kavramı aslında bizim anladığımız şeyin çok çoooooook ve çooooooooook dışında bir varlık(bakın yine onu bir şeyin içine soktum kalıplaştırdım). uzun lafın kısası anlamadığımız bir şeyin bizi algılama biçimini de aslında net bir şekilde anlamak mümkün değil. benim için gerçek ise yaşadığım zaman zarfında güzel anılar biriktirdiğim bir yaşam ve sonrasında ise beni hatırlayan son insan öldüğünde bende yok olacağım.

    “trilyon galaksi içinde hayatın anlamı ne ki? sevgi mi, çocuk mu, para mı? peki bi' iş ve kariyer, anladım, peki bi' karadelikte sonsuz bi' tekillik içinde hapsoldum, pek değil tekin siktir et hekimi, parmağım tetikte kurtulmak istiyo'm aniden çekip (yap şunu, yap şunu)“ ceg 🎶

  • Lalija Zeox
    Lalija Zeox18 Eylül 2026 · 20:41
    Ersoy Kanay: bana verilen en son bilgiye göre ölmüştü. ölüler algılayabilir mi konusu ise biraz karışık. algılamak beyindeki elektriksel aktiviteler ise ölülerin algılamadığı düşünülebilir. panpsişist görüşe bakarsak bilinç sadece beynin ürettiği bir şey değil evrenin temel bir niteliğidir. dolayısıyla bedensel ölüm algının sonu değil sadece boyut veya biçim değiştirmesidir. aslında ölüm hakkında çok az şey biliyoruz. mikro düzeyde bakarsak bir hücrenin öldüğü anı tam olarak bilmiyoruz. geri dönüşü olmayan zedelenmeden bahsediyor patoloji kitapları. yuvarlak yani. geri dönüşlü mü dönüşsüz mü bu net değil. beyin ölümü denilen şey de istatistiksel bir saptama. yani her beynin tam olarak öldüğü nokta belli değil. ölü kabul edilen hastaların eeg'leri işitme korteksinin duyusal uyaranlara yanıt vermeye devam ettiğini gösteriyor. yani teknik olarak ölüler sesleri duyabiliyor. sesi duyan bi canlı algılamaya devam ediyor olabilir. bunu kendi deneyimlerimden de biliyorum. kardiyoloji servis ve yoğun bakımlarında çalıştım. kalbi durup sonra geri çevirdiğimiz pek çok hastayla konuştum. sesleri çok derinden ve uğultulu duyuyorlar yorumluyorlar ve algılıyorlar. tanrısal bir düzenin yokluğunda duyulan o son sesler bir öte alem çağrısı ya da yargılanma sinyali değildir. maddenin kendi kökenine dönerken çıkardığı mekanik ve biyolojik bir gürültüdür. ancak bilincin o son genleşmesi bu mekanik sesleri devasa bir varoluşsal senfoniye kişinin kendi geçmişiyle yaptığı nihai bir hesaplaşmaya dönüştürebilir. yani öldüğümüzde zaman bizim bildiğimizden farklı ilerliyor olabilir. yani biz üç beş dakika sesleri duyabilir diye ölçüyoruz ama o sürenin farklı algılandığını düşünüyorum. tanrının var ve öldüğü düzlemde konuşursak buradaki zaman bizim sonsuz dediğimiz bi zamana eşit olabilir. yani ölü olsa bile bizi duyup algılıyor olabilir. "tanrı öldüyse ben kiminle berabere kaldım ya da ölüler aptallar ve diğer adam" isimli bi kitap yazmıştım. biraz oradan alıntı yaptım.

    bendeki versiyon bambaşka. o hep genç, “diri” olduğu için. ölüm 🆚 dirim. biz bu hikayede ecel sahibi ölümlüleriz 🧟‍♂️ ve; “hayat rüyadır ölünce uyanırsın”

Yanıt yazmak için giriş yapmalısın.