
Bence Inception filminin tamamı Cobb’un rüyasıdır.
Filmin sonunda topacın düşüp düşmemesiyle ilgili tartışma, asıl meseleyi gereğinden fazla basitleştiriyor. Cobb’un çocuklarının yüzlerini daha önce görememesi de onları hatırlamamasıyla ilgili değil. Elbette çocuklarının yüzlerini hatırlıyordur. Onlara bakamamasının sebebi utanç. Bu utancın sebebi ise taşıdığı ağır suçluluk duygusu. Uyuşturucuya ve rüya hâline bağımlı olduğu, karısının ölümüne sebep olduğu ve çocuklarını annesiz bıraktığı için onların yüzüne bakamıyor. Film boyunca kurduğu bütün hikâye, kendisini bu suçtan aklama ve sonunda çocuklarının yüzüne bakabilecek hâle gelme çabasıdır.
Filmin gerçek dünyası neden rüyaya benziyor?
Filmde gerçek dünya olarak sunulan bölümlerde bile çok sayıda mantıksızlık var. Sıralayalım:
1- Cobb, Mombasa’da kendisini takip eden adamlardan kaçarken iki bina arasındaki giderek daralan bir geçide sıkışır. Bu kovalamaca gerçek bir şehirden çok, rüyalarda yaşanan kaçış sahnelerine benzer. Cobb tam yakalanacakken Saito ortaya çıkar ve onu kurtarır. Yani bir bakıma her şey Cobb’un zihninin ihtiyaç duyduğu anda gerçekleşir.
Üstelik Saito’nun davranışları da gerçekçi değildir. Böyle güçlü bir iş adamının kendisini üç katmanlı, ölümcül bir rüya operasyonuna sokması için mantıklı bir neden yoktur. "İşin yapıldığını görmek" istediğini söyler ama böylesine güçlü bir adam bunu kontrol etmek için kendi hayatını asla riske atmaz.
2- Saito, Fischer’ın seyahat edeceği hava yolu şirketini satın alır. Buna rağmen Fischer’ın bundan haberi olmadığı kabul edilir. Dünyanın en büyük şirketlerinden birinin veliahdı, bineceği hava yolu şirketinin kısa süre önce rakip bir iş adamı tarafından satın alındığını nasıl bilmez?
3- Eames’in çok kısa sürede Fischer’ın ölmekte olan babasının yatağının yanında bulunan kişilere ve aile sırlarına ulaşması da inandırıcı değildir.
4- Cobb’un kayınbabasını birkaç dakika içinde ikna etmesi,
5- Ariadne’nin son derece basit bir testten sonra ölümcül bir görevi hemen kabul etmesi,
6- Saito’nun ilk mimara kolayca ulaşması ve başarısız olmuş bir ekibi çok daha zor bir iş için yeniden tutması da hayatın olağan akışına aykırı olup aynı rüya mantığına dayanır.
Büyük aykırılıklardan biri ise Cobb’un cinayet şüphesiyle ilgili bütün hukuki sorunlarının tek bir telefonla çözülmesidir.
Bence bunlar senaryodaki dikkatsizlikler değil; bilinçli olarak yerleştirilmiş rüya işaretleri. Çünkü filmin gerçek dünya diye sunduğu bölüm de gerçekte Cobb’un rüyası.
Mal gerçekte intihar etmedi.
Filmde bize anlatılan hikâyeye göre Mal ve Cobb uzun süre rüya dünyasında yaşarlar. Cobb, Mal’ın zihnine dünyanın gerçek olmadığı fikrini yerleştirir. Gerçek dünyaya döndükten sonra Mal bu düşünceden kurtulamaz ve intihar eder.
Bence bu anlatı Cobb’un kendi zihninde kurduğu bir savunma şekli.
Gerçekte Mal, Cobb’la birlikte uyuşturucu kullanmaktadır. Bir süre sonra bu hayattan çıkmak, uyuşturucuyu bırakmak ve çocuklarıyla birlikte gerçek dünyaya dönmek ister. Cobb ise rüya hâlini bırakmaya yanaşmaz. Çünkü rüyada kontrol ondadır; gerçek dünyada ise ailesi, sorumlulukları ve yüzleşmesi gereken bir hayat vardır.
Evlilik yıl dönümlerinde bir otel odasında bu yüzden ciddi bir tartışma yaşarlar. Tartışma büyür. Cobb öfkelenir, etrafı kırıp döker ve Mal’ın ölümüne kasten olmasa bile doğrudan sebep olur. Belki iter, belki yaşanan arbede sırasında düşmesine neden olur. Sonuçta Mal, Cobb’un eliyle ölür.
Fakat Cobb bu gerçekle yaşayamaz.
Zihninde olayın mimarisini yeniden kurar.
Gerçekte aynı otel odasında yaşanan kavga, Cobb’un rüyasında karşılıklı iki ayrı binaya dönüşür. Mal, Cobb’un bulunduğu odadan çıkarılıp karşı binanın penceresine yerleştirilir. Böylece Cobb artık ona fiziksel olarak ulaşamaz. Onu iten adam değil, ölümünü çaresizce izleyen adam hâline gelir.
Karşı bina, Cobb’un gerçekle arasına koyduğu psikolojik mesafedir.
Cobb’un zihni suç mahallini ikiye bölerek kendi ellerini olaydan uzaklaştırır. “Mal’ı ben öldürdüm” gerçeğini, “Mal benim yüzümden öldü ama onu kurtaramazdım” anlatısına dönüştürür.
Bu yüzden filmde Cobb kendisini tamamen masum göstermez. Bilinçaltı buna izin vermez. Bunun yerine cinayeti, daha soyut ve katlanılabilir bir suça çevirir:
Mal’ı aşağı atan kişi değildir; yalnızca onun zihnine ölümcül bir fikir yerleştirmiştir.
Böylece suçluluğu korur ama suçun biçimini değiştirir.
Mal neden karşı binada olsun?
Filmin anlattığı olay gerçekten yaşanmış olsaydı Mal’ın karşı binaya geçmesi hukuki açıdan Cobb’un işine yarardı.
Otel kayıtları, oda rezervasyonları, güvenlik kameraları, çalışanların ifadeleri ve iki bina arasındaki fiziksel mesafe Cobb’un Mal’a dokunamayacağını gösterebilirdi. Mal’ın başka bir binaya kendi iradesiyle geçtiği kolaylıkla kanıtlanabilirdi.
Bu durumda Cobb’un kaçması için güçlü bir neden kalmazdı.
Tam da bu nedenle karşı bina anlatısının gerçek bir olay değil, Cobb’un savunma fantezisi olduğunu düşünüyorum.
Cobb çocuklarının yüzüne neden bakamıyor?
Cobb çocuklarının yüzlerini unutmuş değildir. Onların yüzüne bakmaya cesaret edemiyordur.
Çünkü annelerini öldürmüştür.
Çocukların arkası dönük görüntüsü, bir hafıza problemi değil, suçluluk duygusudur. Cobb onları her hatırladığında aynı sahnede görür ama yüzlerine ulaşamaz. Çocuklarının yüzü onun için sevgi kadar yargılanmak anlamına gelir.
Onların gözlerine baktığında annelerinin katiliyle karşılaşacaktır.
Bu nedenle Cobb’un gerçek amacı eve dönmekten çok, çocuklarının yüzüne bakabilecek bir anlatı kurmaktır.
Bilet metaforu...
Mal’ın ölümünden sonra Cobb eve döner. Çocuklar büyükannelerindedir. Cobb onların yanına gitmek ister ama annelerinin ölümüne sebep olduğu için bunu yapamaz.
Tam bu sırada kendisine bir bilet uzatılır.
Bence bu bilet bir uçak bileti değil, kullandığı uyuşturucunun metaforudur. Cobb maddeyi aldığı anda rüyaya geçer ve filmin ana hikâyesi başlar. Uçak yolculuğu, görev, ekip ve katmanlı rüyalar, uyuşturucu etkisindeki zihnin kendi durumunu anlamlandırmak için kurduğu bir senaryodur.
Cobb hâlâ kafa yaşamaktadır.
Uyanıp çocuklarına dönmek istemektedir ama rüyada sıkışıp kalmıştır. Bu yüzden zihni ona hem suçunu yaşayacağı hem de sonunda kendisini bağışlayacağı uzun bir hikâye kurar.
Fischer operasyonu aslında Cobb’a yapılmaktadır
Filmde görünürde Fischer’ın zihnine bir fikir yerleştirilir. Fakat asıl başlangıç Cobb’un kendisine uygulanır.
Fischer’ın babasıyla olan ilişkisi, Cobb’un çocukları ve Mal’la olan ilişkisinin başka bir biçimidir. Fischer babasının gölgesinden kurtulup kendi hayatını kurmaya çalışırken Cobb da Mal’ın ölümünden ve kendi suçluluğundan kurtulmaya çalışır.
Ariadne, Cobb’un bilinçaltına giren bir terapist gibidir. Sürekli Mal’la yüzleşmesini ister.
Arthur, mantığı ve düzeni temsil eder.
Eames, kimlik değiştirme ve kendini kandırma yeteneğidir.
Saito, bağışlanma ve eve dönüş vaadidir.
Mal ise bastırılan gerçeğin kendisidir. Cobb hikâyeyi ne kadar değiştirirse değiştirsin, Mal rüyaya sürekli girer ve onun kurduğu düzeni bozar. Çünkü Cobb’un bilinçaltı, karısını gerçekten nasıl kaybettiğini unutmasına izin vermez.
Fischer’ın zihnine yerleştirilen fikir aslında Cobb’un kendi zihnine yerleştirmek istediği fikirdir:
Geçmişi bırakabilirsin. Suçunla yaşayabilir ve çocuklarına dönebilirsin.
Final...
Filmin sonunda Cobb kendisini aklayacak hikâyeyi tamamlar.
Mal’ı öldüren bir adam değil, karısının zihnine yanlışlıkla tehlikeli bir düşünce yerleştiren ve onu kurtaramayan trajik bir eş olduğuna inanır. Görevi başarıyla bitirir, Saito tarafından bağışlanır ve ülkesine döner.
Aslında hukuken değil, kendi zihninde beraat eder.
Finalde çocuklarının yüzlerine bakabilmesinin sebebi gerçek dünyaya dönmüş olması değil; kendisini bağışlamayı başarmış olmasıdır.
Çocuklar sahnesi, Cobb’un uyuşturucu kullanmadan ve Mal’ın ölümünden önce gerçek dünyada gördüğü hayatının güzel geçtiği o son sahnenin devamı gibi akar. Zihni kendisini akladıktan sonra hikâyeyi bıraktığı yerden sürdürür.
Topacın düşüp düşmemesinin artık önemi yoktur. Cobb gerçeği öğrenmiş değildir; yalnızca inanabileceği bir gerçeklik seçmiştir.
Yorumlar (0)
Yorum yazmak için giriş yapmalısın.
