
Her şeyi dize getiren senmişsin zaman
Yola gelmem diye çığıranların yakalarından tutan;
Ulu gücünle yaşam tozunu üfleyip maddeye
Var olduğunu öğretirken bize—
ciğerimizdeki her raddeye,
dev ağzınla tüm hağtıralarımızı yutan.
Söyle,
Farkında olmasaydık yine de akar mıydın zaman?
Beyhude geçen her ağnım
Şimdi düğümlüyor boğazımı
Ağzından öpemediğim güzellere pişmanlığım,
ekşi diye içmediğim şaraplara
ve üzerine kumar oynayamadığım hayağtıma.
Sana da kızgınım zaman sana da
Beni bu kadar geç yaşatmana
Ne yazıyı icat ettim ne keşfettim ateşi
Olmak isterdim Meryem’in yasak aşkı
Sonra belki de gerilmek çarmıha…
Fransız ihtilalinde giyotine vurulan bir kafa,
Mona Lisa’nın gülemediği espri,
kakao çalarken yakalanan Afrikalı çocuğun—
kesilen elleri olmak isterdim.
Açmamak üzere çağ kapatmak
Sonsuz bir kilim gibi katlanarak büyüyor zaman;
Geride kalanları özgürleştirip
Eziyor dev kütlesiyle önüne çıkanı
Yaşamak yaşanmaktan zor artık.
Tüketmenin mağnağsızlığında
İçtikçe susatan bir deniz zaman:
Ne tamağmına ermek mümkün ne yetinmek azına
Garip de vicdanı var
Sekerat çekenleri yaşatırken bağırta bağırta
Çocukların hakkını gasp ediyor her an.
Senden sıyrılmanın yolu var mıdır,
söyle,
Ölenler için de akıyor musun zaman?
Yorumlar (0)
Yorum yazmak için giriş yapmalısın.
