
Sormaz da –
Diyelim ki sordu;
Sonbaharı yeşil geçiren kır otlarını
Dağda kan tüküren gelincikleri
Ve ateşten bozma dudaklarını
Kulağına üflerim gerçeğini bulutların,
Doğmak bilmeyen yağmurları
doyurmaya yeltenmiş / o ateş dudakları anlatırım.
Geçmez de –
Diyelim ki geçti;
Dizlerimin yarası
Karnımın sancısı
Ve mahvolan bir şenlik travması
Yeşil Arko mu sürdüğümden,
Kahkahayla mı güldüğümden
İmkân mı verdiğimden yaşamaya bilmem.
Anlamaz da –
Diyelim ki anladı;
Göğsümde biriken taş yığınlarını
Rüzgârın unuttuğu dallarımı
Ve dudaklarımda sönen o eski şarkıyı
Fısıldarım sessizce geceye:
Yıldızların dahi bilmediği sırları/
Toprağa gömülü tohumlarımı…
Kapanmaz da –
Diyelim ki kapandı;
Kâlbimde açılan yara
Zan ışığı sızan pencerem
Ve bir baharlık amel defterim
Mağvi bir sabun mu kokusundan,
Gözyaşımı kuruttuğum mendilden mi,
Yoksa inadına mı tutunduğumdan yaşamaya –
devam ederim; bilirim.
Yorumlar (1)
Yorum yazmak için giriş yapmalısın.
Çengel Sanat4 Haziran 2026 · 17:45mavi sabun...
